Yürümek,varılacak yerden büyük
Umut bazen büyük sözlerde değil, insanın yeniden yürüyebildiğini fark ettiği yerde başlar.
Bazen insan, her şeyin üst üste geldiği, seslerin birbirine karıştığı ve geçmişle geleceğin aynı anda omzuna dokunduğu anlarda bile içinden ince bir umut çizgisi geçirebiliyor; yüksek sesle konuşmayan, dikkat çekmeye çalışmayan ama sadece varlığıyla insanı ayakta tutan bir çizgi bu.
Zamanın uzun koridorlarında yürürken, neyi geride bıraktığımı her zaman tam olarak bilemesem de, artık bazı yükleri taşımak zorunda olmadığımı fark ediyorum. İnsan her ağırlığı sonsuza kadar sırtında tutmak için yaratılmamış; bazı şeyler ancak bırakıldığında hafifliyor.
Bıraktıkça hafifliyorum ama geceler hâlâ uzun sürebiliyor elbette. Yine de artık karanlığın içinde kaybolmak yerine, onun içinde öylece durmayı ve sabahın yavaş yavaş geleceğini bilmeyi öğreniyorum. Çünkü hiçbir gece, kendini sonsuza dek sürdürecek kadar güçlü değil.
Bazen dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değişmemiş gibi görünüyor. Aynı sokaklar, aynı yüzler, aynı sessizlikler… Ama insanın içindeki bakış değiştiğinde, aynı hayat bile başka bir anlam kazanabiliyor. Ben artık buna inanıyorum.
Kendime dair öğrendiğim en önemli şey şu: Umut, büyük cümlelerle ilan edilen bir duygu değil. İnsan ayağa kalktığında yere biraz daha sağlam basabiliyorsa, umut tam olarak oradadır. Sessizdir ama etkilidir.
Yorulduğumu inkâr etmiyorum. Bazen durduğumu, beklediğimi, hiçbir şey yapmadan yalnızca nefes aldığımı da kabul ediyorum. Ama artık biliyorum ki bu duruş bir vazgeçiş değil; daha sağlam yürüyebilmek için verilen kısa ve haysiyetli bir ara.
Gelecek hâlâ belirsiz. Net çizgileri, kesin cevapları yok. Ama belirsizliğin içinde öyle bir alan var ki, ben o alanda korkudan çok merak hissetmeye başladım. Bu bile başlı başına bir değişim.
İnsan her zaman güçlü hissetmeyebilir, her gün iyi uyanmayabilir. Ama umudu olan biri, kendine karşı daha adil olmayı öğreniyor. Ben bugünlerde kendime daha az sert, daha anlayışlı davranıyorum. Belki her şey bir anda yoluna girmeyecek, belki bazı eksikler hep kalacak; ama insan, tam da bu eksiklerin arasında yaşamayı öğrendiğinde hayatın taşınabilir olduğunu fark ediyor.
Şimdi baktığım yerde, ardına kadar açık olmayan ama kapanmayan bir eşik var.
Ve ben o eşikten sızan ışığa bakarak yürümeye devam ediyorum. Acele etmeden, kendimi zorlamadan, nereye varacağımı tam olarak bilmeden… Çünkü insan bazen varacağı yeri değil, sadece yürüyebildiğini fark ettiğinde iyileşiyor.
Ve biliyorum ki her şey hemen düzelmese bile, içimde büyüyen bu sakinlik ve bu yavaş güven, hayata yeniden tutunabildiğimin en açık işareti.
Yorumlar 1
Eksik olmayın hocam, kalbimiz ve mürekkebimiz ortak. Sağ olun.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.