Taş deyip geçme
Taş deyip geçme
Bundan yıllar öncesi değişik bir hobim vardı taşları boyamak. Ne ressamım ne resim öğretmeni. Oldum olası boş durmayı sevmeyen bir yapım var. Eşim taşları toplar ben üzerini çizerdim.
Bana gayet eğlenceli gelen bir hobimdi . Ve bir gün bir tanıdık geldi. Ve gayet iyi biliyorum ki yaşadığı hayat kolay değildi. O gün de suratı düşük, derinden nefes alıp vermeler, gözlerinin dolu dolu olması kahve vakti geldiğini haykırıyordu resmen. Tabi masanın üzerine bir sürü taş, akrilik boyalar, fırça vardı . Arkadaşım hayırdır ne esti böyle dedi. Ben de çok eğlenceli dene istersen dedim. Ben bir yandan kahve yaparken o işe koyulmuştu bile.
Karşısına oturdum ve hazırdı konuşmak için nefesi dengelenmiş duruşu dik vaziyette . Normal de siyah renklerini çok seven arkadaşım taşı pembeye boyuyordu ben de merakla onu izliyordum . Benle konuşuyordu ama sözlerle değil renklerle. İlk fırçayı eline aldığında sanki araba çizer gibi dişlerini sıkarak çizerken şimdi bir bebeğe krem sürer gibi nazikçe kullanıyordu fırçayı . Tamam işaret geldi dedim. Pembeye boyarken taşı ortasını siyaha boyaması bana güzel ipuçları vermişti.
- Herşeyi kendi içinde yaşayarak daha nasıl devam edebilirsin?
Şaşırmıştı . Sesi titreyerek cevap verdi.
- Nasıl ?
Bu konuşmamızın başıydı . O resim çizdikçe ben onu okuyordum. İşte bazen bir taş ne ola ki deriz . Hâlbuki taş bile bazen seni yansıtır , kullandığın renkler , boyama hızın vs. Hani hatırlasanız bazı çocuklar konuşmaz içine atar ve oyun terapisi ile olay çözülür .
Bazen bir oyuncak , bazen bir mısra bazen çizdiğin resim ruh halini ortaya koyar ve o yüzden taş deyip geçme
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.