Deneme

Kolonya Dökülmüş Bir Hüzünle

3 dk okuma 300 okunma
Kolonya Dökülmüş Bir Hüzünle


Ben, çekmecede unutulmuş bir mektup gibiyim; ne tam olarak okunurum ne de tamamen gizlenirim. Birilerinin parmak ucunda buruşturulurum, birilerinin dikkatinden kaçıp köşelere sürüklenirim. Acının bozuk parasını saymam istenir ama cebim delik; sırtımda geceden kalma çizikler taşıyorum. Sevgi sandığım şeyleri uzun süre elimde tutup avucumun içini kararttım. Bazen bir bardak suyun bile vazgeçtiğine inanır insan; ben buna tüm benliğimle inandım. Çünkü alışmak bazen tek çareydi ve ben de **bu yazgıyı** kabul ettim, karanlığın içinde kendi yolumu bulmaya çalışarak.
Yeraltına alıştım; ışıkla aramda paslı bir mesafe var. Kapılar bana hep geç açılırdı, geceler yokluğumu ezberlemişti, merdivenlerde sesim benden önce inerdi. Burnumda keskin bir koku dolaşır, dilimin ucunda gazoz artıkları kalırdı. Bazı akşamlar öylesine sarsıldım ki, bir şarkının adını bile affedemedim. İnsan alıştığı karanlığa borçlanıyor; alışıyor ama hiçbir zaman tamamen içine giremiyor. Ve ben buna borçlu hâlde yaşamaya devam ettim; düşerken bile alıştığım karanlığın ağırlığını, sessizliğin ve unutulmuşluğun yükünü hissettim.
Beni ciddi bir ifadeyle dinleyin; vaktim ödünç alınmış gibi, cümlelerim tutanaklara sığmaz. Saygınlığımı masaya bırakıyorum, utancımı da bırakıyorum; kendime şahitlik ediyorum çünkü başka kimse kalmadı. Kalbime birkaç geçici mesele verin, görüş saatlerinde konuşabilelim. **Hiç kimseye götürmediğim günler var; birine iyi gelsin diye sakladığım...** Tüm bu sessizliği taşırken kendi yalnızlığımı en ince ayrıntısına kadar hissediyorum; tüm ağırlığıyla, tüm çıplaklığıyla, kendi karanlığımın içinde.
Kolonya dökülmüş bir hüzünle şehrin omzuna yaslandım; kuşlar bile birbirine benzemiyor, sesler çarpıp yankılanıyor ve bana geri dönüyor. “Burada mısın?” diyor biri; “Evet, ama geç kaldım,” diye yanıtlıyorum. Bekleyin, ayakkabımı bağlıyorum; geliyorum, koşuyorum ama zaman hep bir adım önde. Her adımım gecikmiş, her nefesim birikmiş, şehrin rüzgârı bile peşimi bırakmıyor. Ve ben hâlâ, hâlâ geliyorum; hâlâ yetişememiş bir şekilde, hâlâ bekleyen bir mektup gibi, hâlâ unutulmuş bir şekilde duruyorum.
Kalbimi yanıma koydum, taşıyamadım; çünkü uçmak sandığım şey, aslında uzun bir düşüşmüş. Düşerken gözlerim kapalıydı, ellerim boş, en son cümlemi de yanlış bir adrese yolladım. Neden hep bana soruyor içim, neden hep ben öğreniyorum acıyı, bunu bana kim öğretti? Sorular soruyorum ama cevaplar rüzgâr gibi uçuyor. **Düşüyorum, bekliyorum; kendi karanlığımda kaybolmuş, çekmecede unutulmuş bir mektup gibi duruyorum. Ve bütün bu yalnızlığın ağırlığıyla kendi kendime yazıyor, kendi kendime konuşuyor ve hâlâ bekliyorum.**

Paylas:

Yorumlar 4

5 / 5 (4 yorum)
Hamide Akbiyik
Hamide Akbiyik

Bu kadar akici ve derin anlatimi tebrik ederim kaleminize kuvvet 👏🏻👏🏻👏🏻

Mehmet ali Bağırtan
Mehmet ali Bağırtan Yazar

Değerli yorumunuz ve nezaketiniz için çok teşekkürler.

Seçil Altınsoy
Seçil Altınsoy

Kaleminize yüreğinize sağlık 🙏😇

Mehmet ali Bağırtan
Mehmet ali Bağırtan Yazar

İçten yorumunuz için çok teşekkürler. Satırların yüreğinize dokunabilmiş olması ne mutlu bana. Sağ olun.

Hazal Sultan
Hazal Sultan

Çok güzel bir yazı olmuş,okurken düşünmemek ve o anı yaşamamak mümkün değil 🌿

Mehmet ali Bağırtan
Mehmet ali Bağırtan Yazar

Çok teşekkür ederim Hazal Hanım. Yazdıklarımı sadece okumayıp, o anı bizzat yaşayarak hissettiğiniz için eksik olmayın.

yusuf merter
yusuf merter

Kaleminize sağlık hocam, gece gece hüzün çöktü yüreğime satırlarınızın arasında dolaşırken

Mehmet ali Bağırtan
Mehmet ali Bağırtan Yazar

Çok teşekkür ederim. Satırların arasındaki o geceye ve hüzne ortak olduğunuz, kelimelerin yükünü benimle paylaştığınız için eksik olmayın. Kalbinize sağlık.

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Mehmet ali Bağırtan

Mehmet ali Bağırtan

İnsan ruhu, en derin karanlıkta bile kendini ele verir. Ben o karanlığı yargılamıyorum; sadece dinliyorum. Çünkü her insan, içinde sakladığı bir mahkemenin sanığıdır. Yazdıklarım da o iç hesaplaşmanın sessiz tutanaklarıdır.

13 Yazı 5,140 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol