Kitaplar

BUZDAN DUVAR

8 dk okuma 73 okunma
BUZDAN DUVAR

Bölüm 5: Kurşun Kadar Soğuk

Gece karanlığı Ankara’nın üstüne bir örtü gibi çökerken, ben hâlâ aynı kelimenin etrafında dönüyordum:

Güven.

 

Güven, benim dünyamda bir lükstü. Ve lüksler zayıf insanlar içindi.

 

Levent’in sesi hâlâ kulaklarımdaydı. Arsen’in yüzündeki o tereddüt… gözlerini kaçırışı…

Beni en çok da bu öldürüyordu.

Aşk sandığın şeyin, bir başka ihanetin perdesi olması.

Ben tabii ki yine uyuyamıyordum 

bu gece harekete geçmem gerkti, artık  düşünecek zaman yoktu. Sadece bir hedefim vardı: Temizlemek. Arabama binip gece kulübüne sürdüm.

 

Kulübe geldiğimde adamlarımı topladım yanıma.Levent'ten bir kaç şey öğrenmiştim. Masanın önüne geçtim ve dosyaları açtım. Hepsine tek tek bakıp "Levent’in birkaç adamını bir depoda topladığını öğrendim. Eski bir kereste fabrikası. Terkedilmiş gibi görünse de, içeri giren her kimse ya ölü ya da sessiz kalıyor. Yarın saat 1 de oraya gideceğiz herşeyi hazırlayın."

 

Bana tuzak kurduklarına emindim.

Ama bu kez… ben tuzağa düşmeyecektim.

Ben tuzak olacaktım.

                         .......

Saat gece 01.32.

Siyaha bürünmüş saçlarımı topuz yapmış, siyah kargo pantolon ve üstüme yine siyah crop giymiştim. Geceyle bütünleşmiştim. Gözlerime sadece sertlik takmıştım.

Yanımda iki güvendiğim adamım vardı: Batu ve Oğuz. Sessiz, sadık, kana susamış.

Ama içeri ben yalnız girecektim.

Fabrikaya gelmiştik.

“Eğer on dakikada çıkmazsam,” dedim, onlara dönerek. “Yapmanız gerekeni biliyorsunuz.”

"Elisa bende geliyorum ve itiraz kabul etmiyorum." Diyip yürümeye başladı.

Depoya yaklaştığımızda rüzgâr, kereste kokusuyla karışmış küfü yüzüme taşıdı. Kapının sağındaki metal panoda parmak izleri vardı.

 

Silahlarımızı aynı ada çıkartıp Susturucuyu taktık, adımlarımı neredeyse hissetmemeye çalıştım.

İçeride üç adam vardı. Kameralardan tespit edilmişti.

Kapıyı açtım. Gıcırtı, uğursuz bir ses gibi yankılandı.

Adımımı attığım an, sol üstten bir ses geldi.

Metal bir çıtırtı. Emniyet mandalı.

“Temas,” diye fısıldadım.

Oğuz arkamdaydı. Omzuma hafifçe dokundu.

“Üç dedin… ben beş saydım. Ya matematiğin kötü ya da bizi biri seviyor.”

Gülmediğim için omzunu silkti.

“Tamam tamam, şimdi ciddiyim.”

Aynı anda tavan kirişlerinden bir namlu indi.

Kurşun, tam kafamın yanından duvara saplandı. Beton parçaları yüzüme çarptı.

“Dağılıyoruz!” diye bağırdım.

Oğuz sağa yuvarlandı, ben sola. Susturuculu silahım iki kez ateş etti.

Bir adam göğsünden vurulup arka rafların arasına savruldu.

Ama hemen ardından ışıklar patladı.

Depo karardı.

Sadece acil durum lambalarının kırmızımsı parıltısı kaldı.

“Harika,” dedi Oğuz karanlıkta. “Romantik bir ortam. Mumlar eksik.”

Sol taraftan ayak sesleri geldi.

İki… hayır üç kişi.

Oğuz, konteynerin arkasından bir el bombası fırlattı.

“Dikkat, gürültü geliyor!”

Patlama depoyu sarstı. Metal çığlık attı.

İki gölge yere kapandı, üçüncüsü bağırarak kaçtı.

Ben ayağa kalktım, hedef aldım ve ateş ettim.

Bağırış kesildi.

Ama bu sadece ilk dalgaydı.

Her yerden hareket vardı. Levent’in adamları. Eğitimlilerdi. Rastgele sıkmıyorlardı; bizi kıstırmaya çalışıyorlardı.

“Çevreliyorlar,” dedim.

“Evet, fark ettim,” dedi Oğuz. “Bu kadar ilgiye alışık değilim.”

Tam o anda, karşı rafların arasından biri çıktı. Elinde silah etrafı kontrol ederek geliyordu.

Silahımı kaldırdım… sonra ateş ettim.

Bu sefer de sağdan bir kurşun geldi. 

Birlikte sırt sırta geçtik. İkili bir hat kurduk.

Levent’in adamları dalga dalga geliyordu.

İki üst kattan, üç alt koridordan.

Silah sesleri, metal çarpışmaları, çığlıklar… depo bir savaş alanına dönmüştü.

Oğuz neredeyse mekanik bir soğukkanlılıkla ateş ediyordu.

arada ise bir tek kelimelik şakalar sıkıştırıyordu.

“Bu adam bana baktı, hoşlanmadım.”

Ateş.

“Bu çok yaklaştı, sosyal mesafe lütfen.”

Ateş.

"Ve bu da çok yakışıklı, bana saygı lütfen."

Ateş.

Ama sonra durduk.

“Levent burada değil,” dedim. “Bu bir tuzak.”

“Zaten öyle, ” dedi Oğuz . “Ama neden seni özellikle buraya çeksin?”

Ben cevap veremeden arka kapıdan bir adam kaçmaya çalıştı.

Oğuz onu bacağından vurdu.

“Kaçmak ayıp,” dedi, adamın yanına gidip cebini karıştırırken.

cebinden buruşmuş bir kağıt çıkardı. Yanıma gelip gösterdi.

Üzerinde ne rakam vardı ne de adres.

Sadece tek bir cümle,

“Kelebek camı sever.”

Kalbim bir anlığına durdu.

Oğuz kaşlarını kaldırdı.

“Şiir kulübü mü bastık, ne bu? Ne demek olduğunu biliyor musun?”

Kağıdı elimde sıktım. Tırnaklarım kâğıdı yırttı.

O cümleyi sadece iki kişi bilirdi.

Levent.

Ve ben.

Kafamın içinde eski bir ses yankılandı.

Soğuk, alaycı, bana ait bir sır gibi:

“Cam, kelebekler için aynadır Elisa. İçeri gireceklerini sanırlar.”

Levent beni kışkırtıyordu.

“Ben senin zaafını biliyorum” diyordu.

Gözlerim karanlık depoda dolaştı.

Bu baskın bir operasyon değildi.

Bu bir davetti.

Silahımı indirdim, çenem kilitliydi.

“Tamam cevap yok o zaman bu bir ipucu galiba,” dedi Oğuz.

“Güzel. Nereye?”

Başımı kaldırdım. Gözlerimde öfke vardı.

“Bana,” dedim.

“Bu… bana bırakılmış bir mesaj.”

 

Ve ben anladım.

Bu sadece başlangıçtı.

O asıl darbesini, duygularım üzerinden indirecekti. Ama o duygu Arsen değil, çok farkı birisiydi.

                         .......

Gece kulübüme döndüğümde, Arsen kapıda bekliyordu.

Yüzünde endişe, elleri cebinde, gözleri korkuyla bana bakıyordu.

 

Yaklaştım.

 

“Operasyondaydın,” dedi.

“Sana ne?”

“Ben sadece… seni merak ettim.”

 

Bir an durdum.

O an gözlerine baktım.

"Beni merak etme Arsen işine bak tamam mı." İlerledim ama bazı şeylerin cevabını almam gerekiyordu.

 

“Levent seni tanıyor, ve sende onu değil mi?" dedim.

 

“Evet, bir dönem aynı cezaevindeydik.”

 

Bir sessizlik oluştu. Gecenin en karanlık anı gibi. Cezaevi mi?

"Cezaevi derken Arsen?"

Yalan yoktu belki de ama gerçeğin tamamı da söylenmemişti.

“Benden hâlâ bir şeyler saklıyorsun Arsen, yapma şunu.”

 

Arsen sustu.

"Benimle konuş bir şeyler anlat, artık sana güvenebilem için bir neden ver Arsen yoruldum çünkü!" Artık kendimi tutamadım kulübün kapısının önünde bağırdım, gözlerim doldu ama belli etmemeye çalıştım.

"Elisa ben" ellerini saçlarına geçirdi ve arkasını döndü bana. "Şimdi değil şimdi anlatamam Elisa zaman ver."

"Zaman ha. Ben sana çok zaman verdim Arsen. Dört sene tam dört sene. Ya bana şimdi herşeyi anlatırsın" karşısına geçtim. "Ya da sakın bir daha karşıma çıkma seçim senin Arsen."

Lanet olsun ki tam da tahmin ettiğim şeyi yaptı. Gitti, yine. Arkasından bağırdım 

"Beni asla şaşırtma Arsen yine kaç. Tek bildiğin bu zaten amına koyayım." Cevap vermedi arabasına binip uzaklaştı. 

Ben orada öylece kaldım. Kulüp çok gürültülü olacağından eve gidip biraz dinlensem iyi olurdu. -dinlebilirsem eğer- Arabaya binip oradan uzaklaştım.

                          .......

Arabadan inip eve girdim. Kapıdan girdiğim gibi darmadağın olmuştu her yer. Cam kırıkları vardı, yastıklar parçalanmış ve tüyleri yere dağılmıştı. Kim girmişti, kim dağıtmıştı buraları. Levent olabilir mi?  Evimi nasıl ve nereden bildiğini bilmem ama o girdiği deliğinden zor çıkar. - Tabii planı güçlü değilse - Ama köpeklerine yaptırır. Evimde kameralar vardı. Ne olur ne olmaz diye Bülent abim takmıştı önlem olsun diye. Tanrım ben bunu nasıl düşünemedim. Hemen çalışma odama gidip kamera kayıtlarına baktım. Önce dün gecenin kayıtlarına baktım. Telefonu bıraktıkları gecenin kayıtları. Evet bu o Levent. Değişmişti hemde çok ama o gözleri, bakışları asla unutmam. Evin içindeki birkaç eşyaya çarpıyordu. Çünkü kokuyor ve gözleri evi tarıyordu. Bence de korkmalıydı çünkü bu daha iyi günleriydi. Duyduğum sesler bunlar olmalıydı. Ve hemen sonra odama giriyor telefonu bırakıp çıkıyordu. Hemen bugünün kayıtlarına geçtim. Eve biri girmiş ama çünkü yüzünde maske vardı, sadece gözleri görünüyordu. Kim olduğunu çıkaramadım. Kaydı ileri sardım. Eve giren kişi dağıttıktan sonra özellikle görmem için kameraya gösterip yere birşey koydu.

Evimde kamera olduğunu bilen kişiler çok azdı ve onlardan biri olmalıydı. 

 Hemen aşağıya indim. Yine bir fotoğraf vardı. Arsen ve levent burada,karede gülümseyerek fotoğraf çekmişlerdi. Kahretsin evime giren, dağıtan ve bu siktiğimin fotoğrafını koyan kim? Artık gerçekten sabrım taştı. Anlaşılan Arsen’e eski Elisa olmadığımı, gösterip gerekli cevapları almam gerekiyordu.

Paylas:

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000

Şevval Aydın

5 Yazı 449 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol