Boyalı Kelimeler "Yarının Şafağı
Boyalı Kelimeler
4. Bölüm: “Yarının Şafağı”
Matbaanın duvarlarından taşan o sıcak turuncu ışık, artık sadece bir sokağı değil, tüm ülkenin edebi iklimini ısıtmaya başlamıştı. Sosyal medyada, diğer şehirlerin duvarlarında, tren vagonlarında hep aynı etiket görülüyordu: #BoyalıKelimeler. İnsanlar sadece dergiyi okumakla kalmıyor, kendi içlerindeki o unuttukları çığlığı da bu hareketle boyayarak büyütüyorlardı.
Bir akşamüstü, matbaa dükkanının kapısı yavaşça açıldı. İçeriye yorgun ama gözleri parıldayan bir grup genç girdi. Taşradan, uzak şehirlerden sadece bu manifestonun bir parçası olabilmek, o fırçayı mürekkebe bir kez olsun batırabilmek için gelmişlerdi.
İçlerinden biri, **İmren Karabağ**’a doğru bir adım attı ve cebinden çıkardığı sararmış bir kağıdı uzattı:
*”Biz uzak bir şehrin beton kuleleri arasından geliyoruz,”* dedi genç kız. *”Orada ne yeşilin sesi kalmıştı ne de aşkın ihtilali. Ama sizin 5. Sayınız elimize ulaştığında, o sayfalardan sızan turuncu rengi gördük. O renk bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlattı: Umudun hâlâ bir rengi olduğunu. Bu şiiri derginizin gelecek sayıları için getirdim.”*
**İmren Karabağ** kağıdı aldı. Üzerinde el yazısıyla yazılmış, kelimeleri adeta buram buram samimiyet kokan harika bir dize duruyordu. Sanat, işte tam da bu yüzden vardı; bittiği yerde dünyaya karışıyor, yepyeni ruhların elinde yeniden can buluyordu.
Yüzünde gururlu bir tebessümle etrafındaki kalabalığa döndü ve sesi dükkanın yüksek tavanlarında yankılanarak konuştu:
*”Dostlar,”* dedi **İmren Karabağ. ”Bu manifesto amacına ulaştı. 5. Sayı sadece bir başlangıçtı. Artık kelimeler boyandı bir kere, onları yeniden o eski, gri ve ruhsuz kalıplara sokmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Yarın sabah, yeni sayının hazırlıklarına başlayacağız ama bu kez yalnız değiliz. Bu ülkenin tüm coğrafyasız ruhları bizimle birlikte yazacak.”
Masasının başına geçti. Fırçasını son kez o parlak turuncu mürekkebe batırdı. Derginin ve platformun ruhunu sonsuzluğa mühürleyecek olan o son görseli, matbaanın ana giriş kapısına büyük harflerle çizmeye başladı. Şehrin tüm o yapmacık, yapay ve dijital görsellerine inat; en estetik, en gerçek ve en içten fırça darbeleriyle bir logo canlandı kapıda.
Güneş, boyalı kelimelerin aydınlattığı o yeni sabahın şafağında doğarken, matbaanın kapısında parıldayan yazı şu oldu:
”Sanatla yeniden dirilenler, asla karanlıkta kalmazlar."
Yazar Şair İmren Karabağ
Yorumlar 3
Teşekkür ederim hocam 💫🫶🍀
Teşekkür ederim hocam 😊💫
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.