ZAMANIN KIRINTILARI
Zaman ile ilgili o kadar çok şey söylendi ki şu ana kadar; kâh su gibi akıp gitti, kâh bir türlü geçmek bilmeden içimizi eritti. Doymak bilmez bir iştahla savurduk zamanı kendimizden çok uzaklara… Kendi içimizi yiyip bitirirken zamanımızı çalanlara hayran olduk, celladına âşık olan insanlar misali. Çalıp koparıyorlar içimizden zamanımızı… Bile isteye, seve seve önlerine seriyoruz kıymetli vakitlerimizi. En çok da kendi seslerimizi bastırmak, yok saymak için gürültülü sahte hayat kareciklerine zamanımızı satıyoruz.
Çalıyorlar zamanımızı; kalplerimizi mühürleyip beyinlerimizin kapatma düğmesine basarcasına durduruyorlar düşüncelerimizi… Zaman hırsızlarımızın lüzum gördüğü şeyleri, yine onların istediği kadar düşünüyoruz. Asıl gerekliliklerimizi bırakıp, bizi biz yapan her şeyi zamanın yönetimini ele geçiren kukla oynatıcılara teslim ediyoruz.
Sessizliğin erdemini hilesini gizlemek adına sinsice yumuşatılmış dış seslerin cehennemine tercih ettik hepimiz. Sonuç bunca karmaşanın içinde debelenirken mutsuzluk denizinde boğularak dibe batıyor, sürekli hayatı ıskalıyoruz... Güneşin doğuşunu kaç kere izledik sahi ya da samanyolunu izlemelere doyamadığımız kaç gece geçirdik?
Birileri günah adalarında kurbanlarını boğazlamaya devam ediyor, savaşlarla masum yürekli küçücük bedenleri acımasızca yok ediyorken biz meşguliyetlerimizin ardına sığınıp kafamızı gömdüğümüz kumdan dışarı çıkarmadan bekliyoruz…
Sistematik köleliğe o kadar alışmışız ki insan olmaya dair tüm duygularımızı paslı demirlerle törpülüyor, kemendi daha rahat yerleştirsin diye boynumuzu celladımıza uzatıyoruz.
Evet, hiç vaktimiz kalmadı bir yetimin başını okşamaya... Bir yanda kaliteli zaman geçirebilmek adına kendimizi paralıyorken, diğer tarafta gerçek iç huzurumuzu yakalayacak olan maneviyatı küçümseyerek ondan uzaklaşıyoruz. Biz modern zamanın 'aydıncılık’ oynayan aklı başında insanları... Boşa geçmiş bir ömrün yersiz gururuyla yaşıyoruz...
Yorumlar 6
Çok güzel anlattınız zaman denilen kavramı,yüreğinize kaleminize sağlık, çok beğendim yazınızı 👏👏👏👏
Sistematik köleliğe o kadar alışmışız ki insan olmaya dair tüm duygularımızı paslı demirlerle törpülüyor, kemendi daha rahat yerleştirsin diye boynumuzu celladımıza uzatıyoruz. 👏 👏 👏
Bu kadar güzel anlatılabilirdi🌸
Kalemine yüreğine sağlık Meltemcim👌🏽👌🏽👌🏽🙏🏽🙏🏽🙏🏽🌸🌸🌸
HAKLISINIZ.Sürekli hayatı ıskalıyoruz gerçekten.Çok ehemmiyetli bir konu.Kaleminize sağlık
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.