Deneme

YOL

4 dk okuma 139 okunma
YOL

İnsan, attığı adımların toplamı kadar değil; arkasında bıraktığı boşluğun ağırlığı kadar yürür.

Yol, çoğu zaman iki nokta arasında uzanan masum bir asfalt ya da toprak çizgisi sanılır. Haritaların, mühendislerin ve navigasyon cihazlarının insanlığa sunduğu en büyük yanılsama da tam burada başlar: Yolun, yalnızca bir yere varmak için aşılması gereken bir şerit olduğu düşüncesi.

Oysa yol; mekândan bağımsız, zamandan sıyrılmış, insanın kendi içine doğru kıvrılan dehlizlerinin ortak adıdır.

Yürümek, bir bakıma kendi kabuğunu acıtarak çatlatmaktır.

İlk adımı attığında ayaklarının altından kayan yalnızca toprak değildir; geride bıraktığın o tanıdık, o güvenli sahte cennettir.

İlerledikçe yolun kendine ait o uğultulu sessizliği başlar.

Rüzgârın tenine dokunup geçişi, adımların çıkardığı o tekdüze ama hipnotik ritim; zihnin kuytularında birikmiş ne kadar tortu varsa yüzeye taşır.

Yol, insanı kendisiyle baş başa bırakarak cezalandıran ya da ödüllendiren en adil mahkemedir.

Kaçamazsın.

Hızlandıkça geçmişin gölgesi sırtına daha sert çarpar. Yavaşladıkça geleceğin o sisli ve belirsiz kaygısı içine daha derinden işler.

Pek çok dilde “yol” kelimesinin sesinde bir soluklanma, bir iç çekiş saklıdır sanki.

Türkçedeki “yol” sözcüğü de dudaklardan ayrılırken geride bir derinlik bırakır. “O” sesinin geniş ve kuşatıcı boşluğu, “L” harfinin yumuşak ama kesin bitişiyle birleşince, insanın ömrü boyunca aradığı o sığınağı çağrıştırır.

Biz bu kelimeye yalnızca yürünecek şeritleri değil; inançları, yöntemleri, aşkları ve kayıpları da sığdırmışız.

“Yoldan çıkmak.”
“Yola gelmek.”
“Yolunu bulmak.”

Hepsi, insanın kendi varoluş haritasında bir koordinat belirleme çabasıdır.

İlerledikçe fark edersin ki yol aslında biriktirmez; eksiltir.

Seni hiç bitmeyecek sanılan dostluklardan, unutulmayacağı düşünülen yüzlerden, her gün içine çektiğin o tanıdık sokak kokularından azar azar koparır.

Bagajın hafifledikçe ruhun ağırlaşır.

Her dönemeçte bir parçanı bırakırsın; bir gülüşü bir handa, bir hıçkırığı bir patikada unutup yürümeye devam edersin.

Yolun doğasında vardır bu.

Seni menzile ulaştırmadan önce, seni sen yapan ne varsa yavaş yavaş elinden alır.

Sonunda seni, yalın bir hakikatle baş başa bırakır.

Belki de trajedi tam burada başlar.

İnsan, yolun sonunda kendisini bekleyen büyük ödülü hayal ederek tüketir ömrünü.

Yıllarca yürür.

Ayakları kanar.

Ciğerleri kavrulur.

Göğsünü siper ettiği fırtınalar, aştığı uçurumlar; hep o son kapıya, o vadedilmiş huzura ulaşmak içindir.

Yolun zahmetine, sonundaki selamet için katlanılır.

Nihayet yıllardır aranan o menzile ulaştığında adımların durur.

Tozlu alnını siler, gözlerini kısarak önünde duran büyük kapıya bakarsın.

İçeride seni bekleyen anlamı kucaklamak için titreyen elini kapının koluna uzatırsın.

Kapı yavaşça açılır.

İçeri bir adım atarsın.

Ve donakalırsın.

Karşında ne görkemli bir saray vardır ne de vadedilmiş bir cennet.

Girdiğin yer; yıllar önce, ilk adımı atmak uğruna ardına bakmadan terk ettiğin, duvarlarında hâlâ çocukluğunun kokusu duran o küçük, karanlık odadır.

Ve masanın üzerinde;

yola çıkan eski senin,

henüz soğumamış çayı durmaktadır.

Paylas:

Yorumlar 4

5 / 5 (4 yorum)
Ahmet Cihat Şimşek
Ahmet Cihat Şimşek

Yola çıkmanın en güzel tarafı eve döneceğin zamanı bilmektir hocam kaleminiz daim olsun 🙏✍️

Şiir Ceketli Adam
Şiir Ceketli Adam

Çok teşekkür ederim, var olun.

İlke Yüksel
İlke Yüksel

Kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık hocam tebrik ediyorum başarılar diliyorum 👏

Şiir Ceketli Adam
Şiir Ceketli Adam

Çok teşekkür ederim, bilmukabele.

Ferdağ Ceviz
Ferdağ Ceviz

Her dönemeçte bir parçanı bırakırsın; bir gülüşü bir handa, bir hıçkırığı bir patikada unutup yürümeye devam edersin. Zordur bu... ama yürümek iyidir içindeki sese doğru. Kaleminiz daim olsun.

Şiir Ceketli Adam
Şiir Ceketli Adam

Çok teşekkür ederim, var olun.

İmren Karabağ
İmren Karabağ

Yazını okurken, sanki metnin içinde yürüyen benmişim gibi hissettim. İnsanın ömrü boyunca dışarıda, uzağında veya tepelerin ardında aradığı o 'anlamın', aslında ilk adımını attığı o eski, tanıdık odanın sessizliğinde bekliyor olması... Bu, hayatın en hüzünlü ve aynı zamanda en adil döngüsü değil mi? 'Yolun aslında biriktirmeyip eksilttiği' tespiti, okuduğum en sarsıcı cümlelerden biri oldu. Biz hep üzerine bir şeyler inşa etmeye çalışırken, aslında kendimizden bir şeyler soyunuyormuşuz; meğer olgunlaşmak dedikleri şey, o bagajın hafiflemesiymiş. Yazının sonundaki o 'henüz soğumamış çay' imgesi ise, yaşanan onca yorgunluğun ve arayışın, insanın kendi zaman algısıyla yaptığı o acı tatlı şakayı özetliyor sanki. Sadece bir metin değil, bir 'ayna' kaleme almışsın. İnsanın kendi içindeki o dehlizlerde gezinirken, aslında ne kadar da kendine muhtaç olduğunu hatırlattığın için teşekkürler. Kalemindeki o hüzünlü ama zarif ses, okuyanın zihninde uzun süre yankılanacak. Emeğine ve yüreğine sağlık kalemdasim. iyi ki sizi tanımışım.🍀💫👏💐🫶

Şiir Ceketli Adam
Şiir Ceketli Adam

Kalemdaşım, Yazdığım metni benden daha iyi anlamış olabileceğin hissine kapıldım satırlarını okurken. Bazen bir yazı yazılır, bazen de bir okur gelir ve o yazının eksik kalan cümlesini tamamlar. Senin yorumun benim için tam da böyle oldu. İçtenliğin, zarif bakışın ve gönülden bıraktığın iz için teşekkür ederim. İyi ki tanımışım seni. Kelimelerimiz daim olsun. 🌿

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Şiir Ceketli Adam

Şiir Ceketli Adam

Şiir Ceketli Adam; çağdaş spoken word, şiir dramaturjisi ve Neo-Anatolian anlatı estetiği üzerine üretim yapan bağımsız bir yaratıcı kimliktir. Metinlerinde sessizlik, şehir hafızası ve insanın görünmeyen taraflarını sinematik bir anlatımla buluşturur.

22 Yazı 2,120 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol