Sessizliğin Küratörü
Bazı insanlar tabloya bakar.
Bazıları ise tablonun içinde kendine rastlar.
Sanat galerileri bu yüzden sessizdir aslında;
çünkü insanın iç sesi, en çok estetiğin ortasında yükselir.
Bir fırça izi, yıllardır kuramadığın bir cümleyi tamamlar bazen.
Bir gölge, unuttuğunu sandığın bir kırgınlığı geri getirir.
Ve bir renk…
kimsenin bilmediği tarafına dokunur.
Kalabalığın içinde dolaşırken fark ettim:
İnsan, en çok güzel şeylerin karşısında savunmasız kalıyor.
Çünkü gerçek sanat; göze değil, doğrudan zihnin karanlık koridorlarına hitap ediyor.
Burada herkes tabloları inceliyor gibi görünüyordu.
Oysa çoğu, kendi eksikliğine bakıyordu sessizce.
Kimi geçmişini arıyordu bir çerçevenin içinde,
kimi hiç sahip olamadığı huzuru…
kimi de yıllardır sakladığı yalnızlığı.
Sonra şunu anladım:
Bir insanın kültürü, hangi tabloyu anladığıyla değil;
hangi sessizliğin içinde kaybolduğuyla ölçülür.
Ve gecenin sonunda galeriden çıkan herkesin yüzünde aynı ifade vardı:
Sanki sanat eserlerine bakmamışlar…
kendilerini yakalamışlardı.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.