ADAM VE KADIN
ADAM VE KADIN
Adam
Sesini kimsenin duymadığı bir odada
Yavaş yavaş eskitti ömrünü
Masanın başında oturdu
Her akşam olduğu gibi
Çay koydu iki bardağa
Birini kendi içerken
Diğeri hep soğudu
Buharı tükenirken çayın
Aslında biliyordu yalnızlığını
Sevmişti birini
Ve sevişi bağırarak değil
Usulca olmuştu
Bir çiçeğe su verir gibi
Kimse görmeden
Kimse duymadan
Adam sevgisini yüksek sesle anmadı hiç
Sevdası olan kadının adını
Her sabah ekmeğe sürer gibi
Gönlüne sürüyordu
Cebine koyup çıkıyordu sokağa
O isim adamın bedeninde
Bir taş gibi ağırlaşıyordu sadece
Belki rastlarım diye
Aynı caddelerden defalarca geçiyordu
Sevmek onda bir yangın gibiydi aslında
Ama kadına bunu hiç söylemedi
Korkutmadı kırmadı kandırmadı
Daha çok bir kömür gibi içten içe yandı
Dışı kül, içi kor oldu
Sessizliğini yaşadı
Adamın kalbi tek kişilik değildi
Perdeleri hep açık, kapısı kilitsizdi
Belki görürdü ve belki içeri girerdi diye
Ama
Kadın hiç görmedi, belki görmek istemedi
Açık olan perdenin ardındaki o yaralı kalbi
Ne o kapı çalındı ne kimse içeri girdi
Her köşe başında o sandı birini
Bir palto, tanıdık bir saç
Rüzgarla uzaktan gelen bir kahkaha
Kalbi hep yanlış kapılara koştu
Her seferinde kilitli olan kapılara
Ama kadın
Başka pencerelerden bakıyordu dünyaya
Adamın durduğu kaldırım onun haritasında yoktu
Adam
Kadının gülüşünü uzaktan duyduğunda
Yüzünde kırık bir ışık belirirdi
Sonra hemen sönerdi
Elektriği kesilmiş bir sokak lambası gibi
Kimse bilmedi
O adamın
O kadını
Hiç dokunmadan
Bu kadar çok sevebileceğini
Bir gün
Sokakta kadını gördü
Yanında başka bir hayat
Başka bir omuz
Başka bir gülüş
Dünya tuhaf biçimde
Yıkılmadı
Sadece
İçinde küçük bir şey
Sessizce yer değiştirdi
Bir kitabın kapanması gibi
O an anladı
Bazı insanlar
Hikayemize başrol diye girer
Sonra dipnot olur
Adam
Yürümeye devam etti
Bu kez arkasına bakmadan
Aylar sonra
Evinin penceresine bir saksı koydu
Toprağa bir tohum gömdü
İlk kez
Kadının adını değil
Kendi adını fısıldadı toprağa
Filiz çıktığında
Kalbinde de ince bir yeşillik belirdi
Çünkü adam sonunda öğrendi
Karşılık bulmayan aşk
İnsanı öldürmez
Başka birine verdiğini
Geri almayı öğretir
Ve bir gece
Adını son kez fısıldadı karanlığa
Duvarlar geri vermedi sesi
Anladı
Bazı aşklar
Mektup gibidir
Yazılır katlanır
Ama hiç gönderilmez
Sonra
Cebine koydu kalbini
Kırık bir saat gibi
Artık zamanı göstermeyen
Ve yürüdü tek başına
Kimsenin beklemediği
Hasretle yanmadığı
Uzun bir sokağa doğru
Sonra günler
Birbirine benzeyen zarflar gibi dizildi
İş, kalabalık, akşam, uyku içinde
O olmayan uzun bir mevsim başladı
Takvim yaprakları düştükçe
Adamın sesi de azaldı
Eskiden anlattığı hikayeleri
Artık kimseye anlatmadı
Çünkü bütün yollar
Bir şekilde ona çıkıyordu
Bir kış geçti
Sabahlar ve akşamlar yine geldi
Ve geçti
Perdesinden aynı solgun ışık süzüldü
Çay yine iki bardak oldu alışkanlıktan
Sonra durdu
Elini uzattı
Tek bardağa indirdi dünyayı
Ve bir akşam
Tek bardak çay koydu masaya
Buharı yüzüne vurdu
Bu sefer buharda
Yalnızlık ve hasret yoktu
Adam gülümsedi
Eksik değildi artık
Sadece Yalnız,
Ama bu kez Kırık değil…
Yorumlar 4
Teşekkürler beğendiğinize sevindim
Çok teşekkürler çok sağolun
Hocam güzel bir yazı olmuş kendim olayların içinde buldum adeta, yalnız iki sefer de yayınlasanız dahi iyi mi olurdu bilemedim 😊
Teşekkürler bu serbest hikaye tarzı bir şiir kitabımdan ikiye bölmek anlamını yitirir .benim hemen hemen tüm şiirlerim böyle bir konuyu alır sonuna kadar götürür . Biraz uzundur şiirlerim .Zaman zaman paylaşım yaparım diğerlerinide umarım beğenilir
Çok teşekkürler ..bu tarz şiirlerimi kitabımdan burada paylaşacağım İnşaalah
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.