Düşmek midir kaybetmek, yoksa vazgeçmek mi?
Bir adım geriye attım bugün, sadece yorgun olduğumdan değil...
sanki içimde bir şey
bırakmak istiyordu artık tutunduklarnı.
Kaybetmek sandım önce...
Ama düşmek miydi bu?
Yoksa düşmeye razı olmaktı mı asıl kayıp?
Yorgunluk bazen sessizce gelir.
Bir savaşın ortasında, kılıcını bırakmak gibi...
savaşmak istemediğinden değil,
içinde savaşılacak bir şey kalmadığından.
Vazgeçmek mi bu?
Peki vazgeçmek ne zaman bir zayıflık olur
ve ne zaman bir özgürlük?
Bazen insan
gitmemek için kalır...
ama kalmak, en derin kayıptır aslında.
Düşmek bir anda olur.
Bir boşlukta, bir kelimede, bazen sadece bir bakışta.
Ama vazgeçmek,
usul usul eriyen bir niyetin
kendiyle helalleşmesidir belki de.
Kaybettim mi bilmiyorum.
Ama bildiğim şu:
İnsan bazen
kendini kaybetmeden önce
çoktan vazgeçmiştir.
Ve bazen
en büyük kayıp, artık hiçbir şey hissetmemektir...
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.