Zamanın Kıyısında Bir Çığlık
Zamanın Kıyısında Bir Çığlık
Sessizliğin paslı bıçağı kesti geceyi,
Kelimeler boğazımda düğümlenen kör bir yılan.
Zaman, avuçlarımdan akan kum gibi eksilirken,
Hatıralar, aynalarda yüzü silinmiş bir yalan.
Bir şehrin ışıkları sönerken derin uykulara,
Ben, kendi içimdeki kalabalıkla tek başımayım.
Bütün kapılar kapalı, bütün yollar çıkmaz sokak,
Kendi kurduğum kulelerde tutsak bir telaşımayım.
Aşk, bir hayaletin gölgesi gibi dokunur ruhuma,
Soğuktur, ürpertir, hiç bitmeyen bir kış gibi.
Ne bir iz bırakır, ne bir ses, ne bir hatıra,
Sadece gidenlerin ardından kalan, o kadim sızı gibi.
Kendi kendime sorduğum o cevapsız sorular,
Duvarlarda yankılanır, döner dolaşır bana gelir.
Bir insan kaç kez ölür, kalbi kaç kez kırılır,
Bilmem, ama bu yükü sadece yaşayanlar bilir.
Gökyüzü neden bu kadar uzak ve kayıtsız bana?
Yıldızlar, sanki ölmüş bir dünyanın ışığını taşır.
Hayat, bir anlık parıltı, bir anlık bir veda,
İnsan, kendi gölgesine bile yabancı yaşar.
Karanlığın kalbinde saklıdır bütün hakikatler,
Güneşin doğmadığı yerlerde başlar gerçek öykü.
Biz sadece suretiz, geçip giden gölgeler,
Sırtımızda taşıdığımız, görünmeyen o ağır yükü.
Bir gün gelecek, rüzgâr dağıtacak tüm izlerimizi,
Kimse bilmeyecek ne sevdiğimizi, ne korktuğumuzu.
Toprak, sabırla bekliyor bitirmemizi nefesimizi,
Bize bıraktığı son armağan, o derin ve sonsuz suskunluğu.
İmren Karabağ
Yorumlar 1
Teşekkür ederim ☺️💫
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.