ZAMANA AĞIT
ZAMANA AĞIT
sustuklarını söyle, söyle
özüne ağaçların, uzağın dağlara, puslu geceye
yarım şiirlerde yankılanan
ve buğusunda tüten şarkıların nefesinde gizden
ilk huzuru yarılan kalbin
ilk sıcaklığı özlenen gözü yaşlı tüm anıların
bu hüzündür, hüzün
sana benzeyen
göçen kendinden, bölünerek
dilindeki sözcükler uymayan unutkan zamana
telaşında, aranılan bir şeylerin
solgun çiçeklerin bakışında izleri hesapsız görünen
kokusuz, renksiz ve hiç anlaşılmayan
ıssızlığında mağaranın
uzak bir yoldan gelip usuldan yüreğine açılan
bu hüzündür, hüzün
sana benzeyen
yorgun ve bitkin uykuların
sonsuz boşluğunda yer değiştiren dağınıklık
acıyı bilen, yaşanılan sevinci biraz
sesleri çıkmayan ve sarıp sarmalayan günlerin
hayat gibiyiz bu yüzden
bu yüzden ölüm gibiyiz yaşarken
kayıp giden ömrün arkasına hep korkular bırakıyoruz
bu hüzündür, hüzün
sana benzeyen
geçtiğin yolların ve yılların
doğal ve hem yapmacıksız baktıran yüzüne
hep susup geceleyin
çıkınca sabahına yine susmaktan
tutsaklığın, yenilginin gölgesi ağarken gövdene
yaşarırsın güne doğru
bu hüzündür, hüzün
sana benzeyen
söyle, ne zaman gördük
bildik ne zaman
söyle, ne zaman hüzünlendik
ve sevindik ne zaman
sustuklarını söyle, söyle
hiç mi hiç unutmasın zaman…
Erkan Eren
“YANIMDA HEP SEN” kitabımdan bir eser.
Yorumlar 2
Teşekkür ederim Sema hanım, onore ettiniz beni. Saygılarımı sunarım 🙏✨
Teşekkür ederim Nevin hanım. kıymet verdiniz, saygılarımı sunarım.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.