SEN PİŞMANLIĞIM
Sana kalbimi değil,
kendime dair en temiz inancımı emanet etmiştim.
Sen o emaneti saklamak yerine
yalanlarının altında ezdin.
Gözlerimin içine bakıp sevdiğini söyledin;
ardından, arkamı döndüğüm yerde
başka bir gerçeğe sarıldın.
Meğer ellerin bana uzanırken
kalbin çoktan başka bir kapıyı çalmış.
İhanet, yalnızca bir başkasına gitmek değildir.
İhanet; bir insanın sana duyduğu güveni
gizlice öldürüp
sonra hiçbir şey olmamış gibi yanında kalmaktır.
Sen tam da bunu yaptın.
Ben senden ayrılmadım aslında;
sen, benim içimde sana ait ne varsa
birer birer öldürdün.
Şimdi geriye ne özlem kaldı
ne de dönmeni bekleyen bir tarafım.
Çünkü bazı yaralar zamanla kapanmaz;
insan yalnızca,
onları taşıdığı hâlde yürümeyi öğrenir.
Seni affetmekten korkmuyorum.
Seni affedersem
yaşattığın şeyin anlamını küçültmekten korkuyorum.
Çünkü senin yaptığın,
bir kalbi kırmaktan fazlasıydı;
o kalbin bir daha eskisi gibi güvenemeyeceğini öğretmekti.
Bir zamanlar seni kaybetmekten korkardım.
Şimdi anlıyorum:
Kaybettiğim sen değildin.
Ben, seni olduğun kişi sanarak
kendimde yanılmışım.
Bu yüzden adın artık aşk değil,
geçmişte kapanmış bir kapı.
Ve sen…
Benim en büyük pişmanlığım değil,
bir daha asla görmezden gelmeyeceğim gerçeğimsin.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.