YANINDA (Aşk Eserim)
İnsan bazı insanları ilk gördüğünde tanımaz. Bazılarını tanımak içinse zamana ihtiyaç duymaz. Yanında kendin olmaya başladığın anda tanırsın.
Adamı tanımayan birine anlatmak zor. Kendini ilk bakışta ele veren adamlardan değil. Biraz beklemek gerekiyor. Önce zekasını fark ediyorsun. Sonra mizahını. Bir süre sonra da o, insanı hiç hazırlıksız yakalayan ince tarafı çıkıyor ortaya.
Daha sen cümleni bitirmeden ne demek istediğini anlayabiliyor. Bazen söyleyeceğin şeyi senden önce söylüyor. Bazen de öyle bir espri yapıyor ki ona kızmaya hazırlanırken kendini gülerken buluyorsun.
İnsan kızmaya hazırlanırken güler mi?
Gülüyor.
Adam böyle biri.
Haklı olduğunu düşündüğünde sana uzun uzun bir şey anlatmıyor. Bir bakıyorsun seni ikna etmiş. Hem de sen ne ara ikna olduğunu anlamamışsın.
Sonra yüzüne bakıp:
“Sen az önce beni ikna mı ettin?”
diyorsun.
O da gülüyor.
İşte o gülüş var ya…
İnsanın hiç hoşuna gitmeyen bir tarafı var. Çünkü ona kızgın kalmayı zorlaştırıyor.
Kadını tanımayan birine anlatmak da kolay değil.
Bazı insanlar kendilerini anlatarak belli eder. Kadın öyle değil. Konuşmasa da kendini hissettiriyor.
Onun yanında insanın omuzları biraz gevşiyor sanki. Nasıl görünmesi gerektiğini düşünmüyor. Cümlesini kafasında üç kere kurmuyor. Yanlış anlaşılır mıyım diye hesap yapmıyor.
Bir insanın yanında sürekli kendini kontrol etmesi ne kadar yorucuysa bunu unutabilmek de o kadar rahat.
Kadının yanında insan doğal kalabiliyor.
Çünkü kadın seni olduğun halinle görüyor. Sonra seni değiştirmeye çalışmıyor. Daha düzgün daha güçlü,ya da daha kusursuz ol diye uğraşmıyor.
Olduğun kişiyle konuşuyor.
Belki birinin insana verebileceği en büyük rahatlık bu.
Yanında kendin olabilmek.
Adam bunu en çok küçük şeylerde fark ediyor. Onun yanında cümlelerini önceden hazırlaması gerekmiyor. Nasıl görünmesi gerektiğini hesaplamıyor. Uzun zamandır başka insanların arasında unuttuğu bir haline dönüyor.
Kendi gibi oluyor.
Bunu bir yolculukta daha iyi anlıyor.
Kadın onu görmek için otobüse biniyor. Yol uzun. Koltuk rahat değil. Yolculuk da pek iyi geçmiyor. Saatler sürüyor.
Kadın vardığında yorgun.
Adam bunu duyunca üzülüyor. Kadın kendi yorgunluğundan çok onun üzülmesine takılıyor.
“Değer,” diyor. “Ben mutluyum.”
Adamın yüzündeki o üzüntü, cümleden sonra biraz dağılıyor.
Kadın o yolculuğu yıllar sonra hatırlasa otobüsün koltuğunu hatırlamayacak. Kaç saat sürdüğünü de.
Adamın onun için üzüldüğünü hatırlayacak.
Adam ise o tek kelimeyi.
“Değer.”
Bazı şeylerin değeri ne kadar zor olduğuyla ölçülmüyor.
İnsan bazen yolu değil o yolu neden göze aldığını hatırlıyor.
Adam onun yanında kendini değerli hissediyor. Daha da önemlisi kendisi gibi hissediyor.
İnsan birine yaklaşınca kendinden uzaklaşacağını sanıyor bazen. Oysa bazı insanların yanında tam tersi oluyor.
İnsan kendine dönüyor.
Kadın onun yanında daha çok kadın oluyor.
Adam da onun yanında daha çok adam.
İkisi de birbirlerinin hayatına girerken kendilerinden bir şey bırakmıyor. Tam tersine uzun zamandır eksik kalan bir taraflarını geri buluyorlar.
Belki de bu yüzden aralarındaki şeyin adını koymakta acele etmiyorlar.
Adam kadını düşündüğünde aklına büyük sözler gelmiyor.
“Hayatımı değiştirdi.” diyemiyor.
Çünkü değiştirmedi.
Hayatının içine geldi ve orada kendine bir yer buldu.
Bazı insanlar gelir, hayatındaki her şeyi yerinden oynatır.
Bazıları geldiğinde hiçbir şey değişmiş gibi görünmez.
Sonra bir gün fark edersin.
Meğer çoktan yerini bulmuş.
Adam kadını düşündüğünde yalnızca onu düşünmüyor. Onun yanında nasıl biri olduğunu da düşünüyor.
Çünkü bazı insanlar sana karşısındakini değil, kendini gösteriyor.
Kadın adama bunu yapıyor.
Onunla konuştuğunda kendisini daha iyi duyuyor. Uzun zamandır kapalı duran bir odanın penceresi açılmış gibi.
İçeri yalnızca ışık girmiyor.
Hava da giriyor.
Bir akşam yan yana oturuyorlar.
Uzun süre konuşmuyorlar.
Adam telefonuna bakıyor. Kadın camdan dışarı.
Bir süre sonra adam dönüyor.
“Ne düşünüyorsun?”
“Hiçbir şey.”
“Yalan.”
Kadın gülüyor.
“Sen?”
“Ben de.”
Yine susuyorlar.
Bu kez sessizlik ikisine de iyi geliyor.
Adam o an anlıyor.
Bir insanın yanında susarken bile gitmek istememek, anlatacak çok şeyin olmasından başka bir şey.
O gece eve dönerken aklından geçiyor:
Belki insanlar birbirlerini bulmuyor.
Belki birbirlerinin yanında kendilerine denk geliyorlar.
Hayat devam ediyor.
Bir süre sonra ikisi de birbirleri hakkında birer metin yazıyor.
Kadın adamın zekasını anlatıyor. Mizahını. Daha cümlesini bitirmeden ne söylemek istediğini anlamasını. Sahiplenirken boğmamasını. Yanında dururken önünü kesmemesini.
Adam da kadını anlatıyor.
Doğallığını. Güzel bakışlarını. Yargılamadan dinleyişini. Yanında insanın kendisi olmasına izin veren o rahatlığını.
Aynı kelimeleri seçmiyorlar.
Ama yazdıkları şey birbirine benziyor.
Birbirlerini değiştirmiyorlar.
Birbirlerini tamamlamaya da çalışmıyorlar.
Yan yana durabiliyorlar.
Sonra yazdıklarını birbirlerine okuyorlar.
Uzun süre konuşmuyorlar.
Kadın adamın yazdığı son cümleye bakıyor.
Adam da kadının.
İkisinin yüzünde aynı ifade beliriyor.
Çünkü ikisi de aynı şeyi fark ediyor.
Yazdıkları şey aslında birbirleri hakkında değil.
Birbirlerinin yanında kim olduklarını yazmışlar.
Kadın gülümsüyor.
Adam soruyor:
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Yalan.”
Bu kez ikisi de gülüyor.
Metinleri kapatıyorlar.
Kahve soğuyor.
Telefon çalıyor.
Ertesi gün yapılacak işler bekliyor.
Hayat kendi halinde devam ediyor.
Ama ikisi de bir şeyi biliyor artık.
Birbirlerinin hayatına girip birbirlerini başka insanlara çevirmediler.
Sadece birbirlerinin yanında kendilerini saklamayı bıraktılar.
İnsan bazı insanları ilk gördüğünde tanımıyor.
Bazılarını tanımak içinse zamana ihtiyaç duymuyor.
Çünkü insan bazen birini, onun kim olduğunu öğrendiğinde değil,
yanında kendini saklamayı bıraktığında tanıyor.
Yorumlar 3
Teşekkür ederim 😊 Bazı katkılar görünmez ama izi satır aralarında kalır.
Çok teşekkür ederim Yasemin Hanım. Güzel sözleriniz beni çok mutlu etti. Okuyup vakit ayırmanız benim için çok kıymetli 🌸
Çok teşekkür ederim 🙏🏻 İlk öykümün böyle güzel karşılık bulması beni gerçekten mutlu etti. Yazmaya devam etmek için güzel bir cesaret oldu☺️
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.