Üç Elma
Ne tuhaf…
Bir zamanlar cennetten kovduran elma,
Şimdi insanlığı ekranlara hapsetti.
Bir ısırık uğruna, önce cennet kaybedildi,
Şimdi mahremiyet.
Âdem elmayı yiyince
Çıplaklığını fark etti;
Modern insan aynı elmada yalnızlığını.
Elma, sadece bir meyve olmadı hiçbir zaman.
Bazen yasağın adıydı,
Bazen merakın,
Bazen bilimin,
Bazen de insanın kendini Tanrı’ya yaklaştırma arzusu.
Bir dalından kopup, Newton’un zihnine düştü;
Evrenin görünmez düzenini fısıldadı ona.
Başka bir çağda
Turing’in dudaklarında, medeniyetin acımasızlığına dönüştü.
Sonra yarısı ısırılmış bir simge olup
Cam kulelerin üzerine işlendi.
Aynı elma…
Bir çağda insanı cennetten indirdi,
Başka bir çağda teknolojinin tahtına çıkardı.
Belki de mesele elmada değildi hiçbir zaman.
Mesele,
insanın o elmaya bakarken kendini aşma isteğiydi.
Çünkü insan
Açlıktan değil, hazzına yenik düştüğü için
Bilmek istedi.
Dokunmak istedi.
Perdenin arkasını görmek istedi.
Ama her elma Bir bedel sakladı içinde.
Âdem masumiyetini bıraktı dalın altında.
Newton huzurunu denklemlere verdi.
Turing insanlığa aklı öğretti,
İnsanlık ona yalnızlığı.
Modern insan ise
Avuçlarının içinde taşıdığı parlak elmalar uğruna
insanlığını kaybetti.
Ve şimdi dünya,
mavi ekran ışıkları altında
yeni bir cennetin hayalini kuruyor hâlâ.
Oysa belki de tarih dediğimiz şey,
Aynı elmanın
Farklı çağlarda yeniden ısırılmasından ibaret.
Yorumlar 9
Çok güzel bir bakış açısı ,kaleminize sağlık 💫💫💫
Mükemmel dizeler, elma metaforundan kaybediş, aydınlanış! ve çöküş yolculuğu. Kaleminize sağlık...
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.