"SOYSAL" SOYADI ÜZERİNE
"SOYSAL" SOYADI ÜZERİNE
Eski Türkçe veya geleneksel Anadolu Türkçesinde isimden sıfat yapan yerli bir "-sal / -sel" eki yoktur. Bu ek, Cumhuriyet dönemindeki Dil Devrimi (özellikle 1930'lar ve sonrasındaki Öztürkçe hareketi) sırasında, Fransızcadaki -al / -el (kültürel, sosyal vb.) eklerine karşılık üretilmiş uydurma (yapay) bir ektir.
"Soysal" soyadının dilbilimsel yapısına ve neden "özellikle seçilmiş" gibi durduğuna yakından bakarsak durum şu şekildedir:
1. Ek Yapaydır, Ancak Soyadı Kanunu Dönemi de Yapaydır
1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığında, dönemin Türk Dil Kurumu ve dil komisyonları halka rehberlik etmesi için kılavuzlar ve listeler yayımladı. Bu listelerde yeni türetilen, kulağa modern gelen ve öz Türkçe olduğu düşünülen pek çok kelime yer alıyordu.
"Soysal" kelimesi de bu dönemin ruhuyla, bilhassa okuryazar, bürokrat veya şehirli aileler tarafından "modern ve ilerici" durduğu için listelerden seçilmiş veya komisyonlarca önerilmiştir. Hissettirdiği gibi "özellikle seçilmişlik" duygusu tam olarak buradan kaynaklanıyor; çünkü doğal dilde evrilerek değil, masa başında türetilerek dile sokulmuş bir kelimedir.
2. Kelimenin Alternatif Türeyiş Teorisi
Dilbilimciler "soysal" kelimesinin türetilme mantığı hakkında iki temel görüş sunar:
Birinci Görüş: "Soy" köküne, Batı dillerindeki sıfat eklerine öykünerek yapılan -sal ekinin getirilmesiyle (Soy + sal = Soyluya dair).
İkinci Görüş: Kelimenin doğrudan Fransızca "Social" (Sosyal) kelimesine ses benzerliği üzerinden Türkçe bir kılıf uydurma çabası olması. Yani hem kulağa Fransızca "sosyal" gibi baksın hem de Türkçe "soy" kökünden türemiş gibi dursun diye tasarlanmış melez bir kelime oyunu olma ihtimali yüksektir.
3. Bu Durum Neyi Gösterir?
Bu kelimenin yapaylığı ve 1930'larda "modern" duruşu için seçilmiş olması, kelimenin belirli bir zümreyi bilinir kılmak için kullanılmış olabileceğini gösterir.
"Beyaz Türk" kavramını "Cumhuriyet'in kurucu elitleri, erken dönem bürokratları, öğretmenleri ve şehirli aydınları" olarak tanımlarsak; evet, bu tür türetilmiş (Ulusal, Soysal, Ersel, Gürsel gibi) soyadları ilk olarak bu seküler, okuryazar ve yenilikçi tabaka tarafından benimsenmiştir. Taşradaki veya geleneksel yapıdaki aileler daha ziyade dini, mesleki ya da doğrudan anlaşılır kelimeleri seçmişlerdir.
Özetle: "Soysal" doğal bir kelime değil, Erken Cumhuriyet döneminin dil politikalarıyla üretilmiş "proje" bir kelimedir. Bu yüzden ilk seçenlerin dönemin modernleşmeci, şehirli ve okuryazar kesimi (yani bugünkü tabirle Beyaz Türklerin öncülleri) olması bir tesadüf değildir. Ancak aradan geçen 90 yılda bu soyadı, akrabalık bağları ve nüfus hareketleriyle toplumun her tabakasına tamamen yayılmıştır.
Burada, konuya ek bilgi olarak şunu eklemek gerekir: "kumsal" kelimesi tamamiyle Türkçe ve çok eski bir kelimedir (başka bir yazıda enikonu değiniriz). Kelimedeki "sal" sesi, dönemin sözde aydınlarına, uydurma ek "sal"ın Türkçeye kakalanıvermesi konusunda ilham olmuştur.
Yorumlar 2
Dil, tarih ve toplum ilişkisini oldukça ilgi çekici bir bakış açısıyla ele almışsınız. Özellikle 'Soysal' soyadının yalnızca bir kelime değil, dönemin kültürel ve ideolojik atmosferini yansıtan bir tercih olduğunu vurgulamanız dikkat çekici. Dilbilimsel açıklamalarla tarihsel arka planı bir araya getirmeniz metni hem öğretici hem de düşündürücü kılmış. Son bölümde 'kumsal' örneğiyle konuya farklı bir pencere açmanız da merakı canlı tutuyor. Araştırmaya dayalı, akıcı ve ufuk açıcı bir paylaşım olmuş. Emeğinize sağlık.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.