Öykü

SON YALNIZLIK

3 dk okuma 93 okunma
SON YALNIZLIK

 

 

           

“Rüyamda beyaz tenli bir kadın, beyaz boncuklu bir bileklik takıyordu bileğime. Uyanıkken bile böyle heyecanlanmamıştım.”

            Bu sözü söyledikten tam yirmi yıl sonra beyaz tenli kadını aramayı bırakmıştı. Rüyada gördüğün bir kadını gerçek hayatta asla bulamayacağını söylediğimde bana gülümsemişti.

            Rüyayı gördükten sonra beyaz boncuklu bileklik almıştı. Yirmi yıl boyunca onlarca kez ipi kopsa da yeniden bir araya getirmiş ve bileğinden asla çıkarmamıştı. Cebinde, olmadık yerde kopar düşüncesiyle yedek birkaç parça ip taşırdı.

            “Onu bulduğumda bu bilekliği hediye edeceğim,” dediğini hatırlıyorum.

            O zamanlar gençtik ve aldandığımız şeylerin altında şimdilerde kalıyorduk. Yirmi yaşında bir hayale kapılıp birisini aramak ve umudunu ona bağlamak değil de ulaşamamak insanı alt üst ediyor olmalı.

            Aramayı bıraktığını asla dillendirmedi ama yüzündeki çaresizlik ve hayal kırıklığını görüyordum. Vazgeçtim, demek zor gelmişti. Yirmi yıl sonra neden vazgeçsin ki diye düşünmeden edemedim. Ben olsam emeğimin karşılığını almaya çok yakın olduğuma kendimi ikna ederdim. O da hep böyle söylemişti, belki beni de kandırmıştı. Her geçen yıl daha da çok yaklaştığına, yeni yıla girmeden onu bulacağına emindi.

            Bir gün, her zaman oturduğu kafeye gittim. Tüm masalara göz gezdirdim, yukarı kattaki masaları kontrol etmek için üşenmeden yerimden kalktım ve onu aradım. Vazgeçtiğini biliyordum ama onu aramaya gittiğinden de şüphe ediyordum. Belki de son kez onu bulmak için kaybolmuştu.

            Daha sonraki iki hafta boyunca kafeye gittim. Hiçbir gün onu görmedim. Artık bırakmıştım yakasını ama bulduğunda yanında olmalıydım, o muazzam anı görmeliydim. Ben başarmışım gibi sevinip, başarısını üstlenmek istiyordum.

Altı ay sonra deprem faciası yaşandı. On bir il dehşeti yaşadı. Binlerce kişi yaşamını yitirdi. Acı dolu görüntüleri televizyon karşısında ağlayarak izledim.

            Sonra onu gördüm. Yani bilekliğin, bileğinde oluşturduğu geçmeyen yarayı. Yıkıntıların arasından dışarı çıkmış elini tutan başka bir el daha gördüm. Beyaz boncuklu bileklik takmış bir kadının eliydi bu. Önce sevindim, “demek bulmuş” diye haykırarak yerimden zıpladım. Sonra bir hüzne kapıldım. Yutkunmak dünyanın en zor şeyi haline geldi. Sandalyeme oturup ağlamaya başladım.

O, başarmıştı.

Paylas:

Yorumlar 1

5 / 5 (1 yorum)
Nurcan Bulun
Nurcan Bulun

Tebrikler emeğinize yüreğinize sağlık 👏🏻💐

EK
Ender Karakaş Yazar

çok teşekkür ederim. umarım beğenmişsinizdir.

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000

Ender Karakaş

Ben Aydın'da yaşıyorum. Yayımlanmış iki öykü kitabım var. FIRTINA SONRASI SESSİZLİK VE HAK EDİLMİŞ İLTİFATLAR. Çeşitli dergi ve sitelerde öykü yazmaktayım. Bir savaş romanı üzerinde emek vermeye devam ediyorum. Yakın zamanda yayımlanmasını bekliyorum. Herkese sevgilerimi gönderiyorum.

1 Yazı 93 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol