Saray Sokağı No: 42
Saray Sokağı No: 42
Yıllar sonra yine aynı sokaktayım.
Duvarların boyası eskimiş biraz,
ama akşamın rengi hâlâ senden kalma.
Köşedeki bakkal Rasim
yine kapının önüne sandalye atmış.
Çiçekçi kadın papatyaları dizerken
çocukluğum düşüyor gözlerimin önüne.
Fırından yükselen sıcak ekmek kokusu…
İnsan bazı kokulara sarılıp ağlamak istiyor.
Sonra senin apartmana geliyorum.
Perdeler kapalı,
balkon sessiz.
Evin üstüne çöken o sessizlik,
yıllanmış bir yas gibiydi.
Kapının önünde duruyorum biraz.
Kalbim, kaçacak yer bulamayan bir çocuk gibi
göğsümde sağa sola savruluyor.
“Hadi,” diyorum içimden,
“geç kaldık artık birbirimize.”
Sahildeki çay bahçesine iniyorum sonra.
Deniz aynı deniz.
Martılar rüzgârla savrulan anılar gibi geçiyor üstümden.
Anlıyorum…
Bazı yokluklar,
insanın içinde ömür boyu kiracı kalıyor.
Bizim masaya oturuyorum.
Sandalye hafifçe gıcırdıyor.
Zaman geri saracak sanıyorum.
Derken…
sen geçiyorsun önümden.
Kolunda başka biri.
Ela gözlerin, sanki beni hiç yaşamamış gibi…
İşte o an anlıyorum:
İnsan bazen birini kaybetmiyor,
onunla kurduğu bütün hayali gömüyor.
Çay soğuyor masada.
Ben içimden sessizce eksiliyorum.
Hadi gidelim, yüreğim…
Bu sokak artık ikimizi de tanımıyor.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.