Gündem

Maskeler Şehri

3 dk okuma 806 okunma
Maskeler Şehri

Maskeler Şehri

Sabah alarmı çaldığında ilk uyanan bedenimiz olmaz çoğu zaman.

İlk uyanan rolümüz olur.

Anne olan anneliğini giyer.

Baba olan güçlü görünmeyi.

Patron ciddi ses tonunu.

Öğretmen sabrı.

Çocuk bile çocukluğunu…

Çünkü bu dünyada herkesin üzerine tam oturan görünmez kostümler vardır. Ve insanlar bir süre sonra o kostümleri kendi teni sanmaya başlar.

Mert bunu otuz sekiz yaşında fark etti.

Her sabah aynı saatte kalkıyor, aynı kahveyi içiyor, aynı trafikte aynı yüz ifadesiyle direksiyon sallıyordu. İş yerinde “disiplinli yönetici”, evde “sessiz baba”, arkadaş ortamında “neşeli adam” rolünü kusursuz oynuyordu.

Ama bir gece banyoda aynaya bakarken yüzünde garip bir boşluk gördü.

Sanki gözlerinin içi kendini terk etmişti.

Elini lavaboya koydu. Aynadaki adamı uzun uzun izledi.

“Ben hangisiyim?” diye fısıldadı.

İnsan bazen çok iyi oynadığı bir karakterin içinde kaybolur. Alkışlandıkça daha çok susar. Daha çok sustukça daha çok yabancılaşır kendine.

Ertesi gün küçük kızı ona resim çizdi.

Resimde üç kişi vardı.

Anne, kızları ve evin köşesinde siyah bir gölge.

“Bu kim?” diye sordu Mert.

Kızı omuz silkti.

“Sen…”

Mert o an ilk kez anladı.

Aynı evde bulunmak, gerçekten orada olmak değildi.

Çünkü modern hayat insanı yormaktan önce bölüyordu.

Parçalara ayırıyordu.

İş yerinde başka biri, sosyal medyada başka biri, ailesinin yanında başka biri…

Ve en korkuncu da şuydu:

İnsan bir süre sonra hangisinin gerçek yüzü olduğunu unutuyordu.

O gece bilgisayarını kapattı. Telefonunu sessize aldı. Balkon kapısını açtı.

Şehir aşağıda hâlâ bağırıyordu. Arabalar, ışıklar, yetişme telaşı, bitmeyen kanıtlama savaşları…

Ama gökyüzü sakindi.

Uzun zamandır ilk kez derin bir nefes aldı.

Çünkü bazı insanlar ölmeden önce mezara girer.

Takım elbiselerin, makyajların, zoraki gülüşlerin içine gömülürler.

Ve bazı insanlar da bir gece ansızın kendi sesini duyar.

Mert o gece kahraman olmadı.

Hayatı değişmedi.

Sabah yine işe gitti.

Ama ilk kez rol yapmadan kızına sarıldı.

Bazı devrimler sokakta başlamaz.

Bir insanın içindeki sessizliğin kırıldığı yerde başlar.

Ve belki de insanın en büyük özgürlüğü şudur:

Kimsenin biçtiği role sığmadan, kendi ruhunun ağırlığını taşıyabilmek…

Derya YAĞMUR 

Paylas:

Yorumlar 2

5 / 5 (2 yorum)
Ayşe AYAZ
Ayşe AYAZ

Okadar güzel özetlemissinki keyifle okudum kalemine yüreğine sağlık 🥰⚘️

HK
Hakan Uras Katman

Günümüz bu kadar güzel kaleme alınamazdı Tebrikler yazar hanım çok farklı bir bakış açısıyla gündemi bu denli kaleme alabilen yazarı ayakta alkışlıyorum

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Derya Yağmur

Derya Yağmur

3 Yazı 1,379 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol