Kalk Ağlama!
Serin bir akşam serinliğinde bir hışımla dışarı çıktı. Kafasının üstünden dumanlar çıkarcasına başını öne eğmiş ve usul usul yürüyordu. Seyrelmiş saçlarını sol eliyle toplarken köşe başında, duvara yaslanmış, başını dizleri arasına almış bir adam gördüm. Yanına yaklaştı ve adamın ağladığını gördü.
Ağlan adam, başını betona gömmüş gibi kaldırmadı ve yanına gelen adama fark etmedi bile. Yanına eğilerek;
- - Neyin var kardeşim? Hayırdır? Var mı senin için yapabileceğimiz bir şey?
Adam, betondan ve kumdan başını kaldırır gibi; adamın yüzüne baktı;
- - Yok bir şey!
- - Var ki ağlıyorsun? Olmasaydı ağlamazdın? Nedir dedin? Belki derman oluruz?
- - Bu derdin dermanı yoktur, hele git öteye!
- - Ölümden başka her derdin bir dermanı var, söyle hele?
Adamın anlatmaya niyeti yok, ama saçlarını sol eliyle toplarken de gitmeye niyeti yoktu adamın.
- - Allah’tan ümit kesilmez, mutlaka bir dermanı vardır, söylersen belki derman oluruz.
- - Benim kadar kılıbık, benim kadar korkak bir adam yok dünyada.
- - Neden ki?
- - Hanımdan dayak yedim, ağlayarak da evden kaçtım.
- - Senin kadar kral bir adama denk gelmedim, sen nasıl bir değersin böyle.
- - Ne diyorsun sen? Dalga mı geçiyorsun sen?
- - Ben eşimden dayak yediğimde ağlıyorum, ağlayınca da bir daha dayak yiyorum. O sebeple sen kral bir adamsın.
Yorumlar 1
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.