KALBİN UYANIŞI
ZIPZIP VE PIRPIR: KALBİN UYANIŞI
Boyalı Kelimeler Ormanı yine her zamanki gibi rengârenkti. Yapraklar rüzgârla fısıldaşıyor, kuşlar dalların arasında neşeyle ötüp uçuyordu. Zıpzıp, bu renklerin ortasında, ormanın sessiz köşesinde tek başına oturuyordu.
Ne oynamak istiyor ne zıplıyor ne de etrafına bakıyordu. Eskiden durmadan zıplayan ayakları şimdi hiç hareket etmek istemiyordu. Tam o sırada, yüksek bir daldan onu izleyen Pırpır, kanatlarını hafifçe çırparak Zıpzıp’ın yanına kondu.
“Bugün neden bu kadar sessizsin, Zıpzıp?” diye sordu.
Zıpzıp başını kaldırmadan cevap verdi:
“Bilmiyorum Pırpır. Hiçbir şey yapmak istemiyorum. İçimden bir şey yapmak gelmiyor.”
Pırpır bir süre sessiz kaldı. Sonra yumuşak bir sesle,
“O zaman hiçbir şey yapmayalım, sadece doğayı dinleyelim.” dedi.
Zıpzıp çok şaşırdı ama Pırpır’a karşı çıkmadı. Birlikte bir süre sessizce oturdular. Rüzgârın yapraklara dokunuşunu dinlediler. Uzakta akan suyun ince sesini, dalların arasından süzülen kuş cıvıltılarını, ağaç kabuklarına tırmanan minik canlıların çıtırtılarını, toprağın altında usulca ilerleyen karıncaların hışırtılarını...
Bir süre sonra Pırpır, ağaçtan yere düşen yaprakları toplayıp yan yana dizmeye başladı. Zıpzıp önce isteksizdi. Pırpır’ın yaptığı küçük yaprak şekillerine bakarken içinde birden bir şeyler kıpırdamaya başladı. O da eline bir yaprak aldı.
Önce bir çizgi yaptı, sonra bir daire, derken küçük bir güneş...
Bir an durdu.
Yaptığı şekillere baktı. Kalbinde, uzun zamandır hissetmediği küçük bir sıcaklık belirdi.
Pırpır gülümsedi.
“Gördün mü?” dedi. “Bunları sen değil, kalbin çiziyor.”
Zıpzıp’ın kulakları dikildi. Gözlerinin içi gülümsedi, sonra bir dal parçası bulup toprağa çizimler yapmaya başladılar. Çizgiler şekillere, şekiller hayallere dönüştü.
Zıpzıp çizdikçe içindeki o sessizlik biraz daha hafifledi. Her yeni çizgide kalbinin içinde küçük bir ışık yanıyormuş gibi hissetti.
Az önce yerinden kalkıp zıplamak istemeyen ayakları, şimdi toprağa çizdiği şekillerin etrafında yeniden zıplıyordu.
Zıpzıp’ın içindeki o isteksizlik, yavaş yavaş yerini yumuşak bir sıcaklığa bıraktı.
“Pırpır,” dedi usulca, “sanki içimde bir şeyler yeniden kıpırdıyor.”
Bilge Baykuş gözlerini kapattı. Az önce dinledikleri sesleri yeniden duyuyormuş gibi bir süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça konuştu:
“Sanat, bazen bir resimdir, bazen bir çizgi, bazen de sadece doğadaki bir sesi fark etmektir. Ama en çok da kalbin yeniden umutla dolmasıdır.”
“Bazen küçük bir çizgi bile kalbimizi ısıtır.”
Peki senin kalbini ne ısıtır?
SÜMEYRA AĞAOĞLU
Yorumlar 2
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.