İçimde Bir Çocuk Var
İçimde bir çocuk var; asıl gücü kalbinde gizli, nereye gideceğini bilemeyen ama yollarını arayan bir çocuk... Hayatı, tıpkı bir şiir gibi; okunması kolay ama yaşanması zor bir çocuk var. İçimde yeni bir hayata muhtaç bir çocuk var; bu hayat onu kırdı, hırpaladı, yıprattı ve toparlanmasına fırsat vermedi. Ellerinden tutulup bu karanlıktan çekilip alınmayı bekleyen, kalbindeki yaraları merhametle sarılacak bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; yüzüne tebessüm yerine keder bırakılan, yırtık kıyafetleriyle ellerinde mendilini satmaya çalışan bir çocuk... Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında; üşüyen ellerini ısıtmaya çalışan, birkaç mendil satıp huzurla evine dönmeyi düşleyen o masum çocuk var.
İçimde bir çocuk var; eğitim hayalleri elinden alınmış, sokak aralarında koşuştururken kurduğu hayallerle tutunmaya çalışan bir çocuk... Kalbi hırpalanmış, gözlerinde hüznün en derin izlerini taşıyan; bu dünyaya kaç kez çarpıp da her seferinde daha çok küsen, kırgınlığını doğrudan Yaradan’a haykıran bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; kalbinde açılan derin yaraları gün geçtikçe büyüyen, o yaraların sızısıyla can çekişen ama hayata küsmeyen bir çocuk... Kalbi kırık, hayalleri yıkık ve umutları sönmüş olsa da; dünyanın ağır yükü omuzlarına bırakılmış ve o yükün altında ezilse de pes etmeyen bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; sokaklarda bisiklet süren çocuklara imrenerek bakan, o bisikletin üzerinde özgürce yol almanın hayalini kurarken içine kapanan bir çocuk... Uçsuz bucaksız hayalleriyle mutlu olmaya çalışan, yorgun bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; hala rengarenk hayaller kuran, hayallerinin gerçekleşmesi için çabalayan, umutlarının bir gün mutlaka yeşereceğine inanan cesur bir çocuk... Cesaretiyle, mücadelesiyle, sabrıyla ve o yaralı kalbiyle bu dünyaya "ben buradayım" demeye çalışan; acılarına rağmen başı dik, nam salmaya çalışan bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; bütün bu yaralara, bütün bu yorgunluklara rağmen hala içindeki ışığı söndürmeyen bir çocuk. Gece olduğunda yıldızlara bakıp, "Bir gün benim de gökyüzüm güneşle aydınlanacak" diye fısıldayan bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; yollar ne kadar dikenli olursa olsun, ayakları kanasa da yürümekten vazgeçmeyen bir çocuk. Kimseye anlatamadığı hikayelerini kağıtlara döken, mürekkebi gözyaşıyla karışan, kendi kendine şarkılar mırıldanan bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; kimse onu görmese de, kimse sesini duymasa da hayata tutunmaya devam eden bir çocuk. O, bir gün kendi yaralarından bir bahçe kurup, o bahçede umutları çiçek gibi açtırmayı bekleyen bir çocuk. Ve biliyorum ki; o çocuk, tüm dünyayı karşısına alsa bile, içindeki masumiyeti korumayı başaran en büyük kahraman.
İçimde bir çocuk var; artık kendini saklamayan, yaralarıyla barışan, geleceğe umutla bakan ve sonunda kendi hikayesinin yazarı olan bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; artık yaralarını birer nişan gibi taşıyan, onlardan yükselen gücü sessizliğinde gizleyen bir çocuk. Geçmişin tozlu yollarından getirdiği o ağır heybeyi bir kenara bırakmış, sırtındaki yükün hafifliğini değil, o yükün ona kazandırdığı dik duruşu benimsemiş bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; yağmurun sesinde hüznü değil, toprağın susuzluğunu gideren bir şifa duyan çocuk. Artık mendilini satmaya çalışmıyor; o mendillerle kendi ellerindeki nasırları silip, dünyaya yepyeni bir gözle bakıyor. Yıkık kalelerinin yerinde şimdi kendi emeğiyle yükselttiği, kimsenin duvarlarını yıkamayacağı bir kale inşa ediyor.
İçimde bir çocuk var; zamanın akışına direnmek yerine, zamanı kendi içinde durduran bir çocuk. O, artık bir başkasının elini tutmasını beklemiyor; çünkü kendi elini tutmayı, kendi omzuna dokunup "geçti" demeyi öğrendi. Hayatın ona sunduğu o zorlu sınavı, kendi kalemiyle bir şiire, kendi rengiyle bir resme dönüştürüyor.
İçimde bir çocuk var; artık bir başkasının dünyasında misafir değil, kendi evinin, kendi hayallerinin tek sahibi. Biliyorum; o çocuk büyüdükçe dünya küçülüyor, o çocuk konuştukça sessizlik anlamlaşıyor. Ve o çocuk, artık hiçbir yere kaçmıyor; çünkü o, aradığı her şeyi kendi içinde bulan, kendi hikayesini her satırı umutla yazan o güçlü, o cesur, o benzersiz çocuk.
İçimde bir çocuk var; artık gölgesinden kaçmayan, aksine gölgesiyle barışıp güneşe doğru yürüyen bir çocuk. Geçmişin karanlık dehlizlerinden çıkıp, kendi içindeki aydınlığı keşfetmiş; artık sadece hayal kuran değil, o hayallerin mimarı olan bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; kırgınlıklarını birer öğretiye, sustuklarını ise en güçlü çığlığına dönüştüren bir çocuk. Artık dünyaya küs değil, dünyayı kendi renkleriyle yeniden boyamaya çalışan bir ressam gibi; elinde tuttuğu kalemle kaderinin halkalarını tek tek, sabırla ören bir çocuk var.
İçimde bir çocuk var; yaralı kuşların kanatlarına merhametle dokunan, kendi acısını dindirirken başkalarının kalbine huzur fısıldayan bir çocuk. O, artık bir limana sığınmayı beklemiyor; çünkü kendi ruhunun engin okyanuslarında rotasını kendi belirleyen, fırtınalara meydan okuyan bir kaptan gibi dimdik duran bir çocuk var.
Yazar Şair İmren Karabağ
Yorumlar 1
Çok teşekkür ederim hocam 💫🍀
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.