GİDENLERE
Gidenlere…
Dağlara ölüm, kentlere zulüm
Ve dilime küfür dolanmadan
Geçip gitmek isterdim bu dar vakitlerden.
Oysa, mülteci bir eylül gibi duruyor avluda zaman,
Ve her sokak başında bir hüzün nöbetçisi…
Sustukça büyüyen o ağır gökyüzünü
Alıp omuzlarıma taşımak…
Kuşların kanatlarına sığmayan o özgürlüğü,
Barut kokan akşamların bağrından koparıp,
Esmer yüzlü çocukların avuçlarına bırakmak isterdim.
Oysa şimdi heybemdeki kırık dökük bir kaç dizeyi
Adresi meçhul mektuplar da buluşturup
Yitip gidenlere armağan ediyorum.
Sonra, yüreğimde yarım kalmış kavgaların hıncıyla,
Çekip gidiyorum, ayaklarımı kamçılayan, bağrında suskunluğumu büyüten bu toprağın derinliğinden;
Biz ki, yaşamaktan, ve uğruna savaşmaktan zerre kadar korkmamışız gözüm,
Yine de, ölümün kirli yapışkanlığı durur kirpik uçlarımızda. Ve alnımızda kader kahpesi.
Yutkundukça canımızı acıtan o ilk gençlik sızısıyla, öylece gidiyorum...
sessiz, kimsesiz ve kimliksiz…
DEVRAN SÜRGÜT
07/09/2026
İstanbul
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.