Makale

Gerçekliğin Yetmediği Yerde

3 dk okuma 68 okunma
Gerçekliğin Yetmediği Yerde

Gerçekliğin Yetmediği Yerde 

Fantastik edebiyatın yıllardır yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.

Birçok insan fantastik eserleri gördüğünde önce ejderhaları, büyücüleri, kayıp krallıkları ya da bilinmeyen yaratıkları fark eder. Sonra da şu soruyu sorar:

“Bunlar gerçek değil ki?”

Oysa bana göre asıl mesele tam da budur.

Fantastik edebiyat hiçbir zaman gerçeklikten kaçmak için var olmadı. Aksine, gerçekliği anlatmanın en özgür yollarından biri oldu. Çünkü bazı duygular, bazı korkular ve bazı gerçekler vardır ki onları olduğu gibi anlatmak yetmez. Bazen bir insanın içindeki karanlığı anlatabilmek için bir gölge yaratmak gerekir. Bazen umudu anlatabilmek için bir kahramanın yolculuğuna ihtiyaç duyulur. Bazen de insanın kendisiyle olan savaşını gösterebilmek için önüne bir ejderha çıkarmak gerekir.

Fantastik edebiyatın gücü burada yatar.

O bize dünyayı olduğu gibi göstermez; dünyayı başka bir yüzle gösterir.

İnsanlık tarihine baktığımızda bunun yeni bir şey olmadığını görürüz. En eski destanlar, en eski söylenceler ve mitolojiler bugün fantastik dediğimiz anlatıların temelini oluşturur. İnsanlar binlerce yıl boyunca tanrıların, devlerin, ejderhaların ve görünmeyen güçlerin hikâyelerini anlattılar. Çünkü insan zihni yalnızca gördüğü dünyayla yetinmez. Görünmeyeni anlamaya çalışır. Ufkun ötesine bakmak ister.

Belki de bu yüzden fantastik edebiyat bana göre anlatım biçiminin en kutsal hâlidir.

Çünkü burada sınırlar yoktur.

Bir karakterin kaderini bir yıldız belirleyebilir. Bir şehir yaşayan bir organizma olabilir. Ölüm bir son değil, yeni bir yolculuğun başlangıcı olabilir. Bir kılıç yalnızca bir silah değil, bir halkın hafızası hâline gelebilir.

Ve bütün bunlar olurken aslında hâlâ insanı anlatırız.

Sevgiyi anlatırız.

Korkuyu anlatırız.

Yalnızlığı anlatırız.

İnancı anlatırız.

Fantastik edebiyatın merkezinde hiçbir zaman büyü olmadı. Merkezinde her zaman insan vardı.

Bu yüzden ben fantastik edebiyatı bir kaçış olarak görmüyorum.

Tam tersine, insan ruhunun en özgür hâli olarak görüyorum.

Çünkü özgür bir zihin, yalnızca var olanı kabul etmez; var olabilecek olanı da düşünür.

Belki de bazı insanların ejderhalardan, büyücülerden ya da ölümle konuşan karakterlerden rahatsız olmasının sebebi budur. Çünkü fantastik edebiyat yalnızca yeni dünyalar yaratmaz; aynı zamanda bize görünmeyen ihtimalleri de gösterir. Bilinen sınırların dışına çıkmayı teklif eder.

Ve her insan o kapıdan geçmeye cesaret edemez.

Fantastik edebiyat benim için hiçbir zaman yalnızca bir tür olmadı.

O, hayal gücünün zincirlerini kırdığı yer oldu.

Yeni dünyalara açılan kapılar, aslında başka diyarlara değil; insan ruhunun henüz keşfedilmemiş köşelerine açılır.

Belki de bu yüzden hâlâ fantastik hikâyeler anlatıyoruz.

Çünkü insan, yalnızca yaşadığı dünyayı değil, düşleyebildiği dünyaları da merak eder.

Gerçekliğin Yetmediği Yerde

Paylas:

Yorumlar 3

5 / 5 (3 yorum)
Sema Sarı
Sema Sarı

Ilk etapta gerçekten dediğiniz gibi düşünüyordum fakat yazi çok açıklayıcı oldu. Bakış açım değişti. Teşekkürler 👏👏

Serhat Kalip
Serhat Kalip Yazar

Rica ederim. Öyleyse çok memnun oldum.

Erdem YILMAZ
Erdem YILMAZ

Fantastik okumayali çok uzun zaman oldu ancak gerçekten fantastik edebiyatı bence de cok degerli. Ben insani anlatan insanın içinde yolculuğa çıkaran her eseri seviyorum.

Serhat Kalip
Serhat Kalip Yazar

Kesinlikle fantastik edebiyatı her yönüyle ele alıp doğru bir şekilde aktarmak ve bu geleneği sürdürmek gerekiyor.

Ahmet Cihat Şimşek
Ahmet Cihat Şimşek

Kaleminiz daim olsun 🙏

Serhat Kalip
Serhat Kalip Yazar

Teşekkür ederim.

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Serhat Kalip

Serhat Kalip

Fantastik kurgu yazarıyım. Dioth adlı özgün bir karanlık fantastik evren üzerinde çalışıyor, romanlar ve birbirine bağlı seriler kaleme alıyorum. Hikâyelerimde kadim inançlar, kayıp medeniyetler, büyü, savaş ve insan doğasının karanlık yönleri önemli bir yer tutuyor.

1 Yazı 68 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol