Beyaz Perdede Bir Ömür: İlyas Salman
Kasketinin altında bir memleket saklar o,
Gözlerinde Anadolu’nun tozlu, mahzun yolları...
Bir Sarı Mercedes’le gurbetten sılaya uzanırken,
Fakirliğin ve gururun kesiştiği o ince çizgidedir.
İbrahim’in direksiyonunda can bulan,
Aslında bir neslin bitmeyen yol hikayesidir.
Çiçek Abbas olur, bir parça sevdanın peşinde,
Şakir’in oyunlarına inat, emeğin türküsünü söyler.
"Aksaray, Aksaray" diye çınlarken İstanbul sokakları,
Aşkı da dürüstlüğü de o külüstür minibüse yükler.
Banker Bilo’da saflığın kurbanı olsa da her defasında,
Mahmut’un oyunlarını bozan hep o temiz vicdanıdır.
Bazen bir Kapıcılar Kralı ardındaki gölgedir,
Bazen Kibar Feyzo’nun hakkını arayan köylü yoldaşı.
Dolap Beygiri’nde dönen dünyaya ayak uyduramaz,
Çünkü onun harcında yoktur hile, dürüstlüktür tek aşı.
Ya Ya Ya Şa Sha Sha derken bir kapıcı dairesinden,
Hayatın tam kalbine doğru bir şut çeker, gol olur.
Erkek Güzeli Sefil Bilo’dur, ağalara başkaldıran,
Sınırları aşmaya çalışan bir Gurbetçidir her rolde.
O sahneye çıktımı trajedi ile komedi el ele tutuşur,
Bir yüzü ağlarken, diğer yüzü güldürür her halükarda.
Beyaz perdeden gelip geçen binlerce yüzden öte,
O, bu toprağın neşesi, hüznü ve sessiz çığlığıdır.
Filmleri biter, ışıklar söner ama hafızada kalan;
Bir cekete, bir kaskete sığdırılmış insanlık anıtıdır.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.