DUYULMAYAN BİR HAYATIN HİKÂYESİ
Ayşe’nin sesi yoktu artık.
Ama sessizliği… bağırıyordu.
Kimse onun ne zaman kırıldığını tam olarak bilmiyordu. Belki bir bakışta, belki bir cümlede, belki de kimsenin fark etmediği o uzun suskunluklarda. Ayşe, hep “iyiyim” diyenlerden biriydi. Gözlerinin altındaki gölgeler büyürken bile gülümsemeyi bırakmayanlardan…
Bir gün kayboldu Ayşe.
Ama aslında o, çok daha önce kaybolmuştu.
Ardında bir oda bıraktı. Yarım kalmış cümleler, okunmamış sayfalar ve kimsenin anlamadığı bir ağırlık… Oysa herkes onu tanıdığını sanıyordu. Oysa kimse onun içindeki karanlığı görmemişti.
Ayşe’nin hikâyesi bir kayboluş değil, bir görmezden gelinişin hikâyesiydi.
Bir çığlığın duyulmamış hâliydi.
Belki de en acısı şuydu:
O giderken, dünya hiçbir şey olmamış gibi devam etti.
Ve şimdi geriye sadece şu soru kaldı:
Bir insan, gerçekten ne zaman yok olur?
Kaybolduğunda mı… yoksa kimse onu duymadığında mı?
Ayşe’nin adı artık bir hatıradan ibaret.
Ama onun sessizliği… hâlâ aramızda dolaşıyor.
Yorumlar 6
Çok teşekkür ederim
Çok teşekkür ederim 🙏😊
İnsanın sesi kesildi mi sessizliği haykirmaya başlamiş demektir .. kaleminize yüreğinize sağlık 👌
Ne güzel ifade etmişsiniz… İnsan bazen sustukça daha çok konuşur aslında. Bu derin ve anlamlı yorumunuz için çok teşekkür ederim, 🌹❤️
çok etkileyici... Küçük Prens: Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini... İnsanların arasında da yalnızdır insan, dedi yılan Antoine de Saint-Exupéry aklıma Küçük prens geldi... kalemine,yüreğine sağlık.
Çok teşekkür ederim hocam 🙏
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.