Öykü

Diken Batmış Parmak ve Kör Olan Göz

3 dk okuma 49 okunma
Diken Batmış Parmak ve Kör Olan Göz

Günlerden bir gün Hasan Efendi dere kenarında kurulmuş olan asma ve incir bahçesinin yıkılan duvarlarını yaptığı vakit yorgunluktan bitap düşmüştür. Evden gelecek öğlen yemeğini dört gözle beklemektedir. Güneşin hırçın ve sadakat dolu ışığı altında susuzluktan kavrulan dudaklarını damağına yapışmış diliyle nemlendirmeye çalışıyordu. 

Örülen taş duvarın üzerine kara dikenleri yerleştirirken yerde kalan son diken buketini alacağı sırada duvarın en üstünde kalan taş, dikenleri alırken ayağının üzerine düştü. Acıyla ayağını çekerken parmağına diken battı. Ciğerinden yumruk kadar parça alınsa belki bu kadar acı hissetmeyecekti. Yazın ortasında parmağına batan dikenin acısı güneşin sıcaklığını çoktan unutturmuştu.

Öğlen yemeği niyetine gelen taze otlu peynir ve biraz da ayranı nasıl yedi, ne zaman yedi onu bile hatırlamıyordu Hasan Efendi. Dere kenarındaki kavak ağaçlarının gölgesinde biraz dinlenmek istiyordu ama bir baktı ki akşam oldu. Acıdan sızlamış ve uykuya dalmıştı, akşamı akşam etti ama yüreğinden parçalar söküldü.

Akşam eve gitti ama acıdan yemek bile yiyemedi. Hasan Efendi, öyle huysuz öyle çekilmez oldu ki; akşam vakti çocuklar ve eşi yan odada uyumaya başladı. Köy ahalisi ile her akşam toplanırlardı. Ama bu akşam kimse onu götüremezdi koçike[1]. Halsiz ve yorgun düşen Hasan Efendi, bir kenara kıvrılıp uyudu. Sabah da uyanır uyanmaz akşam koçike gidemediğini hatırladı, ama gururuna yedirip de parmağıma diken battı ve dikenin acısından gelemedim diyemezdi. Bulduğu ilk çalıyı gözüne batırdı ve sol gözü artık görmüyor. Yanağına sıcak bir akıntı geldi ama sadece hissediyordu artık.

Hasan Efendi yolda yürürken Mele Ahmedi gördü ama çok da görmek istemezdi şu anda.

-       Selamın Aleyküm Hasan Efendi!

-       Aleyküm Selam Mela Ahmed.

-       Hayırdır akşam gelmedin, herkes seni çok merak etmişti akşam.

-       Seydam, gözüme bir diken battı ve sol gözümün acısından uyumadım. Sol gözüm de artık görmüyor. Ondandan sebeple akşam da koçike gelemdim.

-       Hay Allah! Ben de sandım gündüz parmağına veya ayağına dikken batmıştır. Çünkü sen yatığın duvara kara diken yerleştiriyordun. Kara dikenin acısı çok kötüdür. Ama gözünün ağrısı için de akşam gelmemiş olman hiç hoş olmamış. Geçmiş olsun.

Hasan Efendi, ne yapsa boşuna artık, hem akşam koçike gidemediği için azar işitti. Kim bilebilirdi ki Mele Ahmed’in parmağına diken batmış daha önce ve acısını tatbik etmiştir. Olan Hasan Efendi’ye oldu



[1] Köylerin ileri geleni ve yaşlısının misafirleri için ayırdığı büyük oda.

Paylas:

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Özal Ergin

Özal Ergin

13 Yazı 668 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol