Öykü

ÇALINAMAYAN NOTA

6 dk okuma 234 okunma
ÇALINAMAYAN NOTA

 

Kapı çalıyor… Seni sonra ararım. Şimdi kapatmam lazım.

Telefonu masanın üzerine bırakıp hızlı adımlarla merdivenleri çıktı. Kapının, dikte eder gibi artan ısrarı; geçmişten kaçışın ve geçmişe direnişin çığlıklarını kulaklarında yankıladı. Gelen kargo firması olmalıydı.

Bütün gün, benliğinin her zerresini tarifsiz bir heyecan sarmış, paketin evine ulaşmasını sabırsızlıkla beklemişti. Evet, biliyordu getirdikleri şey hacimli, taşınması zahmetliydi.

Yine de kapının bu denli ısrarla çalınması için geçerli bir neden değildi.

O da böyle yapardı; eve gelince zile art arda basar, anahtarını asla yanında taşımazdı. Beş saniye içinde kapı açılmadığında ortalığı inletirdi.

Bir an benliği, yaşanmış bir anının kıyısına vardı.

Zihni, gözünün önünde beliren görüntünün içine çekildi. Zamansız değişimin ağırlığıyla gözbebekleri büyüdü. Ayaklarını bastığı zemin, “Geç kaldığın hayat… bastırdığın hayaller senin,” diye haykırıyordu yüzüne.

Bütün yaşanmışlıklarını, kaybolmaya yüz tutmuş bir mücadelenin içinde, sert ahşap parkelerin üzerine yığmak istedi. Uzuvları, geçmişin kalıntılarıyla titremeye başladı.

Kapıyı açmaya ramak kala

Zaman durdu.

Yaşlı bir kız çocuğunun genç ölümü gibi, kilidin yuvası yerinden fırlayıp başının tam ortasına çarptı.

O an… yaşamla ölüm arasına sıkışmış saniyelerin berraklığında, düşlediği ne varsa yaşıyordu. Başında oluşan baskının şokuyla gözlerinin önünde patlayan ışıklardan birinde bir pencere açıldı.

Kendi silüeti... hüzünle ona bakıyordu. Bu ruhunu en çok acıtan şey oldu.

Yere serilen bedenini hareket ettiremiyor, soluk alabilmek için annesinin göğsüne tutunmaya çalışıyordu.

Ve zihninin derinliklerinde, son bir görüntü kaldı:

Küçük parmaklarıyla piyanonun diyezine basan bir çocuk…

 

Füruzan, ünlü bir markanın satış bölümünde uzun yıllar yönetici olarak çalışmıştı. Eşiyle aynı iş yerinde olmak, zamanla hayatına olta iğnesi gibi saplanan bir handikapa dönüşmüştü.

Kaderi, başkaları tarafından yazılmış bir evliliğin şiddet gören tarafıydı.

On yıl süren birlikteliklerinde, kendi sesini duymaya başladığı o eşikte, bütün korkularını yenip her şeyi göze alarak evliliğini  bitirmeye karar verdi. Boşandıktan sonra, eşinin sahibi olduğu şirketten istifa etti ve bir süre yalnız yaşayan annesiyle birlikte kaldı.

Otuzunu geçmiş bir kadın olarak, ayrı yaşamanın yeni bir başlangıç olacağına inanıyordu. Annesinin karşı çıkmasına rağmen, yaşadığı yerden kilometrelerce uzağa taşındı.

Hayallerinin önündeki engelin başkalarının yazdığı kader olmadığını idrak ettiği anda, içindeki o dürtü filizlenerek büyüdü; giderek sarsılmaz bir umuda dönüştü.

Çalıştığı dönemde kazandığı gelirin büyük bir kısmını biriktirmişti. Bu, annesinden kalma bir alışkanlıktı yastık altında bir şeyler saklamak…

Yeni hayatına başladığı şehirde kendine bir ev kiraladı ve konservatuvara kayıt oldu.

En büyük konforu, kendini gerçekleştireceği yere toplu taşıma kullanmadan gidebilecek olmasıydı.

İçindeki o sınırsız umut… artık son zamanlarda ona iyi gelen tek şeydi.

Bu duygu ruhunu öylesine sarmıştı ki, etrafındaki her şey sanki bir notaya dönüşüyor, hayatın içinden geçen her an kendi içinde bir melodiye evriliyordu.

İlk defa kendisi için bir şey yapmıştı.

Doğum gününde bir piyano satın aldı.

Görevli  teslimatın gün içinde yapılacağını söylemişti.

“İşte bu harika!” dedi.

Ve durduk yere gülmeye başladı.

Uzun zamandır bu kadar içten gülmediğini fark etti.

Bu, sadece bir sevinç değil, kazanılmış bir hayatın ilk nefesiydi.

Şarkı söyler gibi mırıldanıyordu:

“Hiçbir şey için geç değil… hiçbir şeye geç kalmadın, Füruzan…”

Kelimeler, dudaklarının arasından dökülürken kendi içinde yankılanıyor, bir teselli değil, bir varoluş ilanına dönüşüyordu.

O gün, mutlulukla eve geldiğinde elektrikler kesikti.

Koridorun karanlığıyla karşı karşıya kaldığında bir an duraksadı. O karanlık, sadece ışığın yokluğu değil; geçmişin hâlâ bir yerlerde var olduğunu hatırlatan bir boşluktu.

Kapıyı açıp yatağına uzandığı an, eski hayatına geri döneceği korkusu ansızın içine çöktü.

Asla… o eski Füruzan olmak istemiyordu.

Daha önce hiç bu denli güçlü bir arzuyla yaşamamıştı.

Artık farklı hisseden, farklı düşünen, farkındalığı derinleşmiş bambaşka bir kadındı.

Ayrıldığı eşiyle geçirdiği o dehşet dolu on yılın ardından, hayatına yeni bir anlam yüklemiş; var oluşunun bilincine varmıştı.

Kendi hayatının öznesi olmayı nihayet öğrenmişti.

Kiraladığı ev iki katlıydı. İç merdivenleri olan, salonu ve mutfağı üst katta, yatak odaları alt kattaydı.

Sadeliği seviyordu. Bu yüzden ihtiyacı olmayan hiçbir şeyi almamıştı. Salonu fazla eşyayla doldurmak istemiyor, berjerin yanındaki lambaderin durduğu o geniş alana kendine  hediye ettiği piyanoyu yerleştirmeyi düşlüyordu.

Böylece, ferah salonunda ona yer verebilecekti.

Ürkütücü bir silah sesi duyuldu.

Ardından çoğalarak yaklaşan polis araçlarının sirenleri evin duvarlarına çarptı. Tepe lambalarından sızan ışık, loş salonu aydınlatmaya yetmiyordu.

Ateş ettiğinde kilidi yuvasından fırlatan kapıyı iteleyerek içeri giren adamın gözlerindeki o mağrur bakış, yerde yatan eski eşini görünce kanlı bir galibiyete dönüştü.

Henüz bir ay olmuştu…

Evine taşınıp yeni hayatına başladığı şehre “merhaba” diyeli.

Nereden bilebilirdi?

Kapıyı çalanın, piyanoyu getirecek kargo değil—ölümü olacağını…

 

Yeni bir dünya inşa ettiğim bu kurmacada da…

yine… yeni… yeniden…bir kadın daha hayallerine ulaşamadan bir adam tarafından öldürüldü.

Keşke bu acı  cümle yalnızca bir kurmacada kalsaydı...

Ama kalmıyor.

Gerçek dünyada, her gün… bir kadın daha eksiliyor hayattan.

Türkiye’de her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor.

Dünyada ise her on dakikada bir kadın… en yakınındaki erkek tarafından öldürülüyor.

Bu bir istatistik değil. 

Yarım kalan hayatlar.

Susturulan sesler.

Çalınan gelecekler.

Benim başıma gelmez deme.

Susma.

Korkma.

Ses ver.

SÜMEYRA  AĞAOĞLU

 

Paylas:

Yorumlar 13

5 / 5 (13 yorum)
Dünya Aday
Dünya Aday

Eline sağlık canım. Umarım bu hikayelerin son bulduğu günleri de görürüz bir gün ❤️

Erdem YILMAZ
Erdem YILMAZ

Değerli yoldaşım Sümeyra Ağaoğlu'nun kalemi yalnızca bir hikâye anlatmıyor; okurun yüreğine sessizce dokunup onu düşünmeye zorluyor. Füruzan'ın piyanosuna kavuşamadan yarım kalan hikâyesi, hayalleri çalınan binlerce kadının sesi olmuş. Özellikle finalde kurmaca ile gerçeğin iç içe geçirilmesi oldukça etkileyici. Bir piyano bekleyişini ölümle buluşturan bu kurgu, insanın içine ağır bir hüzün bırakıyor. Keşke yalnızca bir hikâye olsaydı dediğimiz acı gerçekleri yüzümüze cesurca taşıyan, duyarlılığı yüksek ve güçlü bir metin olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık Sümeyra Hanım. Yazdığınız her satır, sessiz kalmaması gereken bir gerçeğe ışık tutuyor.

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Değerli Erdem Hocam, söylemlerin beni çokca onore etti. Firuza'nın hikâyesinde anlatmaya çalıştığım yere böylesine edebi olarak dokunman ve yankılaman beni çok mutlu etti. Güzel sözlerin ve her zaman hissettirdiğin dostuğun için çok teşekkür ederim. 🙏🏽🌿✨️😇

Yasemin Erim
Yasemin Erim

Emeğine sağlık Sümeyracım.Etkileyici bir öykü.Hüzünlendik.Her zamanki gibi kelimeleri ustalıkla kullanmışsın.Kalemine sağlık .Başarılar diliyorum her daim.👏👏👏👏👏⚘️⚘️⚘️⚘️⚘️

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

🌸😇🙏🏽❤️teşekkürlerimle canım Yasemin

Derya İldan

Yüreğim ağzımda okudum ne yazıkki😔😔 toplumun kanayan yarası kadın cinayetleri birileri buna dur demeli, durdurulmalı.. hergün bir kadının yada bir kaç kadının hayattan koparılmasını duymak görmek istemiyoruz, kalbim acıyor benim artık😔

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Canım Derya, hepimizin en büyük temenniaide bu olsa gerek... Keşke kadınların susturulmadığı, hayallerinin yarım bırakılmadığı bir dünyada yaşasak ve bu acılar sadece hikâyelerin içinde kalsa... Eğer öyküm, sessizce söndürülen hayatlara, duyulmayan çığlıklara küçücük de olsa bir ışık tutabiliyor ve okuyana bu gerçekliği bu kadar derinden hissettirrebiliyorsam bir yazar olarak bundan daha kıymetli bir karşılık düşünemem. Duyarlılığın, güzel yüreğin ve bu içten yorumun için gönülden teşekkür ediyorum🙏🏽❤️🫠🥲

Aysel Gökçe
Aysel Gökçe

Susturulan kadınların, yarım kalan hayallerin sesi olmak, o kayıp notaları kelimelerle yeniden bestelemek ancak senin o güzel yüreğine ve güçlü kalemine yakışırdı. dokunduğu her kalpte bambaşka bir yankı bulacak, ruhumuza dokunan kalemin için sana hem kendi adıma hem de ailemiz adına sonsuz teşekkür ederim. İyi ki varsın, iyi ki bu yolda birlikte yürüyoruz. Canı gönülden tebrik ediyorum. Başarın daim, ilhamın sonsuz olsun 🥰🖤🌹👏

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Canım Aysel, sözlerine ne desem az kalır... Güzel yüreğinden süzülen bu cümleler beni hem duygulandırdı hem de onurlandırdı. Birlikte yürüdüğümüz bu yolda sunduğun içten bir dostluğun ve desteğin çok kıymetli. İyi ki varsın, iyi ki yollarımız kesişmiş. 🌿🙏🏽❤️

MK
Meltem Korkmaz

Toplumun kanayan yaralarına öyle içli bir şekilde değiniyorsun ki…

Hazal Sultan
Hazal Sultan

Tam da herşey yoluna girdi derken,ansızın gözü dönmüş bir cani tarafından hayattan koparılmak çok elim verici bir durum,kadınların sonu böyle olmamalı,bu düzene bir dur demeli ama nasıl,çok güzel bir konuyu ele almışsın kıymetli yazarımız Sümeyracım, yüreğine sağlık, hüzünlü bir olay ,inşallah bundan sonraki nesil daha bilinçli olur.🌿🌟

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Çok teşekkür ederim canım Hazal.Tüm temennimiz bu. 🙏🏽🙏🏽🫶🫶🌸🌸

DA
Dilek Arga kara

Çok etkileyici bir hikaye.Kadınların yarım kalmış hayallerine,tamamlanmamış hikayelerine çok güzel dile getirmiş,ışık tutmuşsunuz.Hüzünlenmemek elde değil.

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Çok teşekkür ederim🙏🏽

VİLDAN ÖZKURT
VİLDAN ÖZKURT

Kendi yolunu çizmeye çalışırken, tam da "işte şimdi kendim için nefes alıyorum" dediği noktada hayatının çalınması, kadına yönelik şiddetin sadece bir bedeni değil, bir hayali, bir sanatı ve bir geleceği nasıl yok ettiğini çok yalın ama bir o kadar da sarsıcı anlatıyor. Özellikle o piyano imgesi, yani Füruzan'ın kendi müziğini çalma arzusu, çalınamayan notalara dönüştüğünde içimde derin bir boşluk oluştu.Emeginize sağlık kıymetli hocam çok anlam yüklü bir öykü olmuş başarılar 🙏✨💚

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Vildan Hanım, öykünün kalbine bu kadar derin dokunan yorumunuz için çok teşekkür ederim. Firuza'nın çalınamayan notalarında hissettiğiniz o boşluk, aslında anlatmak istediğim duygunun tam da kendisiydi. Duygularımı böylesine incelikle okuyup yankıladığınız için gönülden teşekkür ederim. İyi ki varsınız. 🌿✨🙏🏻

Mustafa Erkut
Mustafa Erkut

Çok güzel 👏✍️

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

🙏🏽🙏🏽🌿🌿✨️✨️

Nurcan Bulun
Nurcan Bulun

Muhteşem olmuş heyecanla okudum kalemine sağlık sevgili Sümeyra 👏🏻👏🏻

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Can Nurcan çok teşekkür ederim. Onore ettin yine sözlerinle🙏🏽🌸🫶

Zahid Esatın Kaleminden 🪶
Zahid Esatın Kaleminden 🪶

Yine sümeyra hocaa yine mükemmel ötesi bir öykü kaleminize sağlık hocamm🫰🏼

SÜMEYRA AĞAOĞLU
SÜMEYRA AĞAOĞLU Yazar

Teşekkür ediyorum. Değer kattınız🙏🏽

YG
Yıldız Gamlı

Nice kadının sonunun böyle olmaması dileğimle

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
SÜMEYRA AĞAOĞLU

SÜMEYRA AĞAOĞLU

Sümeyra Ağaoğlu, kelimeler aracılığıyla insanın iç dünyasına dokunan bir yazar ve P4C uygulayıcısıdır. Hikâyelerinde umudun, iyileşmenin ve insan ruhunun görünmeyen yönlerinin izini sürer. Edebiyatın, insanı kendine yaklaştıran dönüştürücü gücüne inanır.

13 Yazı 1,765 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol