3 GÜL / 3- GÜLENDAM
GÜLENDAM
Saatin zilinin çalmasıyla beraber koşa koşa dolabına koştu. İlk çekmeceden yeni iç çamaşırlarını aldı. Bol ve rahat olanlarından seçti. Sadece sutyenini sporcu sutyeni olanlarından taktı. Hareket ettiğinde göğüslerinin oynamasını istemiyordu. Hem kendisi rahatsız oluyordu, hem de çevrenin ona bakmasını istemiyordu.
Daha sonra üçüncü çekmeceyi açarak oradan telefonunu aldı. Düğmesine bastı. Açılmasını beklerken, sehpanın üstünde duran defterini karıştırdı. O günün tarihine geldi. Gideceği yer Tarabya’daydı. Yolu biraz uzundu ama işini de yapmak zorundaydı.
Altına şalvarımsı, geniş bir eşofman altı giyindi, üstüne ise fuşya renginde bir tişört. Sonra da büyükçe çantasını alarak yola koyuldu. Evinden çıktıktan sonra etrafa selam vere vere, ana caddenin üzerinden yürüdü. On dakika kadar yürüdükten sonra sahile inen minibüslerin kalktığı durağa gelmişti. İlk minibüs doluydu ama biraz daha vakti olduğundan binmek zorunda da değildi. bir sonraki minibüsü bekleme kararı aldı. Çantasını açıp, ince, uzun sigarasından bir dal çıkarttı. Dudağına koydu ve çantasının içerisinde uzunca bir vakit çakmağını aradı. Bulamadı. Ceplerini yokladı. Orada da yoktu. En sonunda çantasının içindeki küçük cüzdana koyduğunu hatırladı ve ona ulaştı. Fermuarını hızlı bir hamleyle açıp, içinden mor renkli çakmağını çıkarttı. Sertçe bir hamleyle çakmağı çakıp, sigarasını yaktı. Bu sırada ilk minibüs de kalkmıştı. İkinci minibüs de yanaşmasına karşın, sigarası bitmedi diye hemen binmedi. Etrafı süze süze sigarasını içti. Minibüs dolmakta olsa da kendisine son yer kalana dek sigarasından vazgeçmedi. Minibüs neredeyse tamamen dolmak üzereyken sigarasını yere attı ve boş olan son iki koltuktan birine oturdu.
Sarsıla sarsıla yaptığı yolculuktan sonra nihayet sahile ulaşmıştı. Oradaki durağa geldiğinde minibüs şoförüne müsait bir yerde inmek istediğini söyledi. Zar zor da olsa durağa yakın bir yere yanaşan minibüsten, kapı önüne yığılmış insanları ite ite çıkabildi. Minibüsten indiğinde ise derin bir nefes aldı. Tekrar çantasını yokladı, yeni bir sigara çıkarttı ve sigarasını yaktı. Durağa doğru sakin adımlarla yürüdü. Durakta bulunan tabeladan Tarabya’ya gideceği otobüsün numarasına ve kaç dakika sonra geleceğine baktı. Sekiz dakikası vardı. Durak içinde sigara içilmesi yasak olduğu için, durağın yan tarafına geçti ve sigarasını içmeye devam etti. Nihayet otobüs geldiğinde ise sigarası çoktan bitmişti.
Otobüsle yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk yaptıktan sonra Tarabya’ya ulaştı. Beş dakika kadar daha yürüme mesafesi vardı. Aslında sahile yakın olsa da ev yokuşta olduğu için beş dakika sürüyordu. Evin kapısına geldiğinde ise kapının yanındaki siyah camdan kendini kontrol edip, üstünü başını düzeltti. Eliyle kapıyı iki kere tıklattı. Duyan olmadı. Zil çalmayı hiç sevmezdi. Hele ki sabah saatlerinde zilin çalması onu rahatsız ettiğinden kimseye de bu eziyeti yapmak istemezdi. Ama çalmak zorunda kaldı. Bir dakika kadar sonra ise kapı açıldı, içeriye buyur edildi. Ağır adımlarla kısa üç merdivenden aşağıya inerek salona ulaştı. Karşısında duran, altmışlı yaşlarda, sarı boyalı, omuzlarında biten saçlı, simsiyah bir takım giyinmiş kadın ona seslendi:
-“Hoş geldin. Lütfen rahat ol.”
-“Rahatım zaten hanımım. Gecikmedim değil mi?”
-“Yok yok gecikmedin. Merak etme. Üstünü değiştirmek iste misin?”
-“Yok hanımım ona göre giyindim geldim. Çıkışta giyinir çıkarım.”
-“Nereden başlayacaksın?”
-“Siz nereden istersiniz?”
-“Aslında odalardan başlasan iyi olur. Sonra salona girersin. En son da mutfakta akşam yemeğini hazırlarsın bir de orayı temizler çıkarsın.”
-“Olur hanımım sorun değil.”
-“Normalden biraz fazla para bırakacağım. Şaşırma. Piyasa fiyatını biliyorum ama ben paranın çok daha iyi işler yapabileceğini ve memnun olan birinin çok daha iyi çalışacağını kendi şirketimden biliyorum. O sebepten piyasadan yarı fiyat daha fazla parayı vestiyerin oradaki kalemliğin içine bırakacağım. İşini bitirdiğinden, onu da alır, kapıyı çeker çıkarsın.”
-“Tabi hanımım. Yemek olarak ne emredersiniz?”
-“Buzdolabının üzerinde bir liste var. Malzemelerinin de tamamı buzdolabının içinde mevcut. Mümkün olduğunca bol zeytinyağı kullan. Hee unutmadan. Çıkmadan yaptığın yemeklerden sen de ye öylece çık. Benim evimden kimse ne emeğini almadan çıkar, ne de karnı doymadan.”
-“Teşekkür ederim hanımım.”
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.