16 Cevap
Eşik: Geri dönmekle adım atmak arasında sıkışıp kaldığım o an.
Suret: Aynada gördüğüm ama tanıyamadığım o yabancı yüz.
İnanarak çıkalan her yolun başarısında oluşan hüzün ve duyguların içe vurmasıyla zorlu süreçle adım adım geçebilmek🫶
YANKI: Sanatın izinde sesimizi duyurduğumuz anlara şahit olmak
YOL:Cesur yürekler ile sürdürülebilir projelere imza atmak
EŞİK:En umutsuz olduğumuz anların hemen akabinde daha da ileriye sıçrama
MÜTEMADÎ:Sanat,bir anlık heves değildir.Şartlar zor olsa da sanatçı o yola devam eder.
DEM:Sanatçının gözünde varlıkların,hadiselerin bir anlık farklı görülmesi
VUSLAT:Her zorluğa rağmen hedefe ulaşmak
SÜKÛT:Gönül kırmadan,sadece fiileriyle değil duruşuyla da sanatın izinde yürümek
KIYI: Uzun ve zor hayat mücadelesinden kaçıp edebiyat kıyısında soluklanmak.
SIRAT: Sırat köprüsü ve ilahi hesap.
HİCRAN: Yaşanılmayan duygulara özlem.
VUSLAT: Hayallere kavuşmak için mücadele, mücadele, mücadele...
SÜKUT: Yutkunarak susmak.
SURET: Aynadaki yalan.
MEVSİM: Sonbahar ve hüzün.
EŞİK: Sanatçı için boyalıkelimeler bir hayalin eşiği.
YOL: Adım atmak, başlamak.
MÜTEMADİ: Devamlı üretmek,denemek.
KILAVUZ: Rehber edinmek, bir insanı, bir duyguyu, bir yokluğu...
BAKİYE: Tüketmek-Tükenmek
DEM: Olgunlaşmak ve pişmek.
YANKI: Bir gülüşte, bir hüzünde, bir gönülde misafir olmak.
FERYAT: GAZZE-DOĞU TÜRKİSTAN-ARAKAN-SURİYE...Mazlum insanlar...
UFUK: Gören gözlere ortalık ışımıştır.
MECRA: Sosyal medya, çeşitlilik, anlamın azalması...
SARMAŞIK: Kolektif yükseliş-Kolektif tükeniş...Berbaer hareket etmek sarmaşık olmak.aynı amaç uğruna her şeyi göze almak
Feryadımın yankısı kulaklarımda bütün acılara bütün yüklere rağmen yolum direnişin yolu iyi kalabilmenin dosdoğru dürüst olabilmenin yolu
Sırat= akıl ile kalbi dengede hali
Kılavuz= kalbe yönelmek
Eşik= bir hâlden bir hâle geçiş hâli
Dem = an da olmak
Feryat= Türkistan ( siyasi değil yüreğimde karşılığı bu)
Yol = seçim seçme hali
Sükut = teslimiyet ,huzur
Düş= hayal
Mevsim= insanın içinde bulunduğu dönem
Harman= insan
Mütemadi: Durup dinlenmeden, bir şairin gece yarısı aklına gelen o bitmek bilmeyen mısra sancısı.
Bakiye: Şiir bittikten sonra kağıdın üzerinde kalan, yaşanmışlığın silinmeyen son tortusu.
Mevsim: Bir şairin ruh halinin, yazın sıcağından kışın ayazına dönüştüğü o geçiş dönemi.
Yankı: Bir dizede söylenenin, okuyanın yüreğinde çarparak geri dönmesi.
Kıyı: Zihnimin bittiği, kelimelerin denize döküldüğü o son durak.
Sükût: Şiirin en güçlü yeri; söylenmeyenin, kelimelerden daha yüksek sesle bağırdığı o an.
Feryat: Kalemin kağıtla olan kavgasında, harflerin taşıyamayıp dışarıya taşırdığı o derin ses.
Hicran: Bir kelimenin, bir cümlede eksik kalmasının yarattığı o içsel boşluk.
Ufuk: Bir şairin, yazdığı mısranın ötesinde görmeye çalıştığı o ulaşılmaz ama arzulanan hayal.
Düş: Henüz kâğıda değmemiş, zihnin en mahrem köşesinde saklanan saf imge.
Harman: Birbirinden farklı yüzlerce duygunun, tek bir dizede bir araya gelip demlenmesi.
Vuslat: Kalemin kâğıtla buluştuğu ilk o an; yazının hayat bulduğu kavuşma.
Dem: Şiirin piştiği, yazarın yüreğinin ateşiyle olgunlaştığı o kıvamlı zaman.
Suret: Kelimelerin kağıt üzerindeki dış görünüşü, harflerin kıvrımında saklı olan o ilk bakış.
Sarmaşık: Kelimelerin bir mısradan diğerine sarılarak, okuyucunun zihnini ele geçirmesi.
Kılavuz: Bir şairin yazarken takip ettiği, bazen hüzün bazen umut olan o gizli pusula.
Eşik: Yazmaya başlamadan hemen önce, o beyaz boşlukla karşı karşıya durulan an.
Mecra: Bir duygunun kâğıda dökülürken seçtiği, kendi yolunu çizdiği o doğal akış.
Sırat: Şairin kendi doğrularıyla, okuyucunun beklentisi arasında yürümeye çalıştığı o ince hat.
Yol: Bir şiirin başından sonuna kadar, hem yazarın hem okurun beraber yürüdüğü o serüven.
Mütemadi- yazmanın hayatın akışına uymayı ve anlam dolu bir yaşamı daim kılması
Bakiye- sanatçının asla tükenmeyen üretkenliği
Mevsim-her zaman dördü bir arada yaşanmayan
Yankı- okurla eser arasında şairin kalpten duyulan sesi
Kıyı-varılamayan
Sükût-yaratıcılık
Feryat-Duyulması için bağırmaya gerek olmayan
Hicran-üzerine külliyat yazılan
Ufuk-umudunu kaybetmeyenin varış çizgisi
Düş-bazen gerçeğin ta kendisi
Harman-duyguların bayram yeri
Vuslat-eksik kalan
Dem-eserin sanatçı tarafından son kez düzenlenmek üzere nadasa bırakılması
Suret-görünenden farklı olan
Sarmaşık-azmin ve bağımsızlığın simgesi
Kılavuz-kalbin sesi
Eşik-değişimin başladığı an ya da yer
Mecra-iyiye ve güzele yol alınan
Sırat-öncesi ve sonrası...
Yol-sonu görünse de durmaksızın yürüme isteğine karşı konulamayan
Mütemadi bir sükûtun ördüğü o incelikteyim,
Kıyıya vuran dalgalar gibi hep sana meylederim.
Ruhumun ıssızlığında yankılanır o eski feryat,
Seni benden alan o zamansız, o bitmez hicran.
Her akşam ömrün eşiklerinde beklerken seni,
Bir mevsim rüzgârı fısıldar kaybolan ismini.
Çizilir karanlığa ansızın hayalin ve suretin,
Bir düş gibi uzaktan el sallar o mahzun gözlerin.
Uzatırım ellerimi, dokunamam o uzak ufuklara,
Savrulur umutlarım fırtınada, kalır son harmana.
Gönlümü sarar adın misali bir deli sarmaşık,
Bu aşkın çıkmazında kaybolmuşum, nerede kılavuz ışık?
Aramızda dipsiz bir mecra, altımızda ince bir sırat,
Yine de kalbimin tek pusulasıdır sendeki o vuslat.
Geçtiğim her yol sana çıkar, her menzil sana ayan,
Senden geriye kalan bu aşkta, tek bir bakiye can.
Şimdi her dem içimde kanayan kutsal bir sızı var,
Sen yoksan bu dünyada ne bir anlam ne de bir bakiye var...
Vakt_i_lal
Mütemadi, hep aynı olan sıradan hale gelen.
Bakiye, elindekinden arta kalan.
Mevsim, döngü geçiş, devr-i daim.
Yankı, dağların arasından sonsuzluğa serzeniş.
Kıyı, çıkılacak yolu izlediğin yaşayarak geçmeyi arzuladığını izlediğin konum.
Sükut, huzurlu derin sessizlik.
Feryat, acıyı ruhunun en derininden dile getirmek.
Hicran, kalpte oluşan derin yara.
Ufuk, varmayı umduğun yer.
Düş, güzel ulaşılamaz hayaller.
Harman, toplanılmış hale gelen kalkmayı bekleyen yığın.
Vuslat, emel.
Dem, kıvam.
Suret, yüz.
Sarmaşık, emekle büyütülen uzayan desteğini kavrayan saran.
Kılavuz, rehber.
Eşik, iki farkljı mekan arasındaki çizgi. Bilinen ve bilinmeyen, sıradan ve hayal edilen arasındaki yer.
Mecra, alan.
Sırat, yaptıklarının değerlendirildiği yol.
Yol, akış.
FERYAT (Savaşlar ve Masumiyetin Sesi)
Coğrafyaları ve sınırları aşan, bombaların, yıkımların tam ortasından yükselen o evrensel çığlık. Bugün dünyanın dört bir yanında çatışmaların ortasında kalan çocukların ve annelerin yükselen sesi, sadece acı bir gürültü değil; modern dünyanın ve insanlığın kendi vicdanına karşı attığı en ağır, en yaralayıcı tokattır.
2. KIYI (Göç Dalgaları ve Umuda Yolculuk)
Sadece denizin karaya kavuştuğu bir coğrafi sınır değil; hayatta kalma mücadelesinin, daha güvenli bir yaşam umuduyla botlara binen mültecilerin vardığı ya da varamadığı o ince hat. Bugün Akdeniz ve Ege kıyıları, sadece dalgaları değil, insanlığın umudunu, çaresizliğini ve vicdani sınavını da sularında ağırlıyor.
Mütemadi : İlham
Bakiye : Tekâmül
Mevsim : Hâl
Yankı : Tecelli
Kıyı : Uyanış
Sükût : Duymak
Feryat : Gönül sızısı
Hicran : Gönül yangını
Ufuk : Aşina
Düş : Olasılık
Harman : Çokluktaki teklik
Vuslat : Hiçlik
Dem : Olmak
Suret : Elbise
Sarmaşık : Aşk
Kılavuz : Tasavvuf
Eşik : Perde
Mecra : Gönül
Sırat : Dosdoğru
Yol : Vuslat
Mütemadi,
Sürekli olan Küçük şeyler kıymetlidir, mesela ibadet gibi.
Yol,Bazen yaklaştırır bazen uzaklaştırır.
Sırat, yol
Mecra, benden gayrısı.
Kılavuz, kuranı kerim
Sarmaşık, annelik duygusu.
Eşik, bir eylemin ilk ve son durağı
Suret, dışa yansıyan, sahtelik
Dem, sabır ile olgunlaşmak
Vuslat, Sebi aruz
Harman, hasat
Düş, ileriye götüren.
Ufuk,Umut .
Hicran, Gönül de tüten buhurdanlık.
Feryat içimize sığdıramadıklarımız.
Sükut, kendine sus Hakkı vermek.
Kıyı, hep durup beklediğimiz yer.
Yankı, ruhuma çarpan her şey
Mevsim, ruhsal dalgalanma.
Bakiye sınır
Mütemadi, ahiret
Mütemadi: Hiç bitmeyen.
Bakiye: Eksik kalan.
Mevsim: Geçip giden.
Yankı: Geri dönen.
Kıyı: Bekleyiş.
Sükût: En derin cümle.
Feryat: Sessiz çığlık.
Hicran: Yarım kalan.
Ufuk: Umut çizgisi.
Düş: Gerçekten güzel.
Harman: Birikmiş hayat.
Vuslat: Eve dönüş.
Dem: Tam zamanı.
Suret: Aynadaki ben.
Sarmaşık: Vazgeçememek.
Kılavuz: Işık.
Eşik: Son adım.
Mecra: Kendini bulmak.
Sırat: İnce denge.
Yol: Kendine varış.
Dem;Olmak istenilen yerde değil de olduğun yer ve zamandır,hasılı dem bu demdir…
Sükût;Avaz avaz susmak…
Mütemadi: Sonsuz ritmik aşındırma
Bakiye: Pişmanlık tortusu
Mevsim: Yaprak sararma anı
Yankı: Kendine dönen ses
Kıyı: Deniz
Sükût: Tehlikeli durgunluk
Feryat: Patlayan çığlık
Hicran: Yanan ayrılık ateşi
Ufuk; Umut-veda çizgisi
Düş: The Sandman
Harman: Öz savrulma alanı
Vuslat: Bitiş
Dem: Yoğun nefes anı
Suret: Maskeli biçim
Sarmaşık: Yapışkan sevgi kolları
Kılavuz: Olmaması gereken
Eşik: Karar güçlüğü
Mecra: Taşan doğal akış
Sırat: İnce ateş ipi
Yol: Zor zanaat