7 Cevap
Bence bir yazar, en çok sustuğu yerlerde derinleşir…
Çünkü insan bazen konuşamadığı acılarla büyür. İçine attığı her kırgınlık, geceleri kimseye anlatamadığı her savaş, ruhunda görünmez bir kütüphane kurar.
Ama gerçek bir yazar…
Asıl cesareti, o sessizliği kelimelere dönüştürdüğü anda gösterir.
Sustukları onu olgunlaştırır,
yazdıkları ise onu ölümsüzleştirir.
Kalbinize sağlık Erdem Hocam…
“Ruhunda görünmez bir kütüphane kurar” cümlen özellikle çok derin bir yere dokunuyor. Çünkü insan gerçekten bazen anlatamadıklarıyla büyüyüp dönüşüyor.
Ve işte yazmak da tam burada başlıyor…
İçimizde gölgede kalan duyguların, bir gün cesaret duygusuna yaslanarak kelimeye dönüşmesiyle içsel iyileşme de başlıyor. Çünkü bazı insanlar konuşarak rahatlayıp hafiflerken, bazı insanlar ise sadece yazarak nefes alıp kendini var eder.
Yazar bu;
onun işine akıl ermez, çünkü Aşk, çoktan aklı devreden çıkarmıştır, ân gelir kendi sustuğunu, hatıralarını, yâdlarını, ân gelir içindeki âh ve feryatlarını yazar. Ân gelir mazlumun sesi, ân gelir kaleminin son nefesi olur.
Onun derdi büyümek değil, Aşk ile doğru bildiği yolda yürümektir, diye düşünüyorum.
Hattat-ı Hayâl
Evet.
İnsan bazen anlatamadığını konuşur,
ama içine sığdıramadığını yazar.
Çünkü bazı cümleler kalemden değil,
insanın içinde taşımakta zorlandığı yerden çıkar.
Bence bir yazar, sustuğu, dinlediği ve duyduğu anda yazar.
Kelimeler bir anda dökülür kendiyle kaldığında.
Özünden gelenlerin dansıdır bu.
Özüyle buluşma cesaretinin eseridir aslında bir nevi....
İnsan bazen en çok konuşmak istediği şeyi anlatamaz, en çok haykırmak istediği yerde susar. Yazmak, o "susulan" anların birikip bir patlama noktasına gelmesidir. Sığmayan duygu, kelimelere dönüştüğünde artık size ait olmaktan çıkar, dış dünyada bir varlık kazanır ve hafifleriz . İçimize sığdıramadığımız şeyler bazen sadece acı değil, bazen çok büyük bir mutluluk, bir hayranlık veya bir kavram karmaşası da olabilir. Anlamlandıramadığımız her şey içimizde bir ağırlık yapar. Yazarken o karmaşayı düzene sokmaya, kelimeleri yan yana getirerek aslında kendi iç dünyamızı inşa etmeye çalışırız.
Bazen de içimize sığan ama o kadar değerli olan şeyleri kaybedeceğimizden korktuğumuz için yazarız. "Unutmamak için" yazmak, aslında o anı sabitleme çabasıdır🙏
Düşünceler de tıpkı duygular gibi bazen zihnimizin duvarlarına çarpar. Dünyaya, hayata, adalete ya da varoluşa dair içimize sığdıramadığımız o büyük sorular, zihni sürekli meşgul eder. İnsan, kafasının içindeki karmaşayı düzene sokmak, kendi gerçeğini anlamlandırmak ve dünyaya bir iz bırakmak için yazar. İçimizdeki o gürültülü fikir dünyası, ancak yazıya döküldüğünde sakinleşir ve bir düzene kavuşur.
Yazmak, insanın kendi içine sığamadığı anlarda kendine kelimelerden yeni bir gökyüzü inşa etmesidir İnsan en çok oraya sığınır, en çok oradan taşar