VİLDAN ÖZKURT
VİLDAN ÖZKURT
Cevaplandı

EDEBİYAT VE SAİRLİKTE UNUTULMUŞ KELİMELER

✍️ Yazarlar İçin Hazır mısınız?
Aşağıda paylaşacağımız her bir LUGATİMİZ da unutulmus kelimeyi okuduğunuzda, zihninizde ilk canlanan duygu, düşünce, hikâye, karakter ya da cümleyi bizimle paylaşın.
Henüz uzun bir metin yazmanıza gerek yok. Sadece o kelimenin sizde uyandırdığı çağrışımı, hayali veya ilk düşünceyi yazmanız yeterli.
İşte kelimeler...


Leyl-i Sükûn
​Gubârî
​Efser-i Hayal
​Nefes-i Şifa
​Zilâl
​Dil-hûn
​Seyr-i Âlem
​Redif-i Ruh
​Kafiye-i Kalp
​Kasr-ı Sükût
​Hecve-i Derun
​Mısra-yı Mücerret
​Terassül
​Hasbihal
​İltifat-ı Gönül
​Kıymet-i Harf
​Melal
​Yâren
​Sessiz-Seda
​Gönül-Bağı
​Kelam-ı Müşterek
​Hüzün-perest
​Söz-i Derun
​Mısra-ı Mukaddes
92 Görüntülenme 15 Cevap

15 Cevap

Tarık Yasin Özdemir
Tarık Yasin Özdemir
Senki!! nefesin şifa olsun, derdime derman
Şifa ol ki, nefesim seninle bir ömür şifa olsun. 🕊️
Fatma Yıldız
Fatma Yıldız
Leyl-i Sükûn: Derin bir yalnızlık, bir sırrın açığa çıktığı gece vakti ya da bir karakterin iç döküşü.


Yâren: En zor anlarda bile sırtınızı yaslayabileceğiniz sadık bir yoldaş.
Parmaksız Piyanist
Parmaksız Piyanist
Ezhâr-ı Ervâh...
Listenizde bu kelime yok ama
Bu kelimeyi çok severim.
Bana ruhların başka bir âlemde hâlâ birlikte olduğunu anımsatır. Belki biz uyurken bile ruhlarımız imkânsızları başarıyor, olmazları olduruyordur.

"Ruhlar âlemi" denildiğinde gözümün önüne hep mezarlıkta açmış bir çiçek gelir. Çünkü o çiçek bile bana, bedeni toprağa düşmüş bir insanın ruhunu hatırlatır.

Belki de bu yüzden "Ezhâr-ı Ervâh" derken bir hüzün değil, görünmeyene duyduğum hayranlığı hissederim.
Bu yüzden ben bu kelimeyi çok severim.
Tarık Yasin Özdemir
Tarık Yasin Özdemir
Gel seninle, şöyle derinlere bakışıp uzun uzun hasbihal edelim. Geleceğimiz adına çocuklarımıza neler yapabiliriz? Düşünelim ki denizler deryaya açılsın ve sohbetimizi kıskansın😊
Hacer Özkara
Leyli sükun, sessiz gece
Nefesi şifa, şifalı nefes,
Zülal, temiz su kaynağı,
Kafiyeyi kalp, kalbin uyumu
Hasbihal, hal hatır sorma,
İltifatı Gönül, gönlü hoş etme,
Kıymeti harf, harfin kıymeti,
Meral, durum vaziyet,
Yaren, sevgili dost.
Gönül bağı, manevi ilişki
Kelamı müşterek, sohbet, aynı dili konuşmak.
Hüzünperest, hüzne müptela olmak.
Söz_i derun mana
Mısra-i Mukaddes, Kutsal kelimeler kutsal yazılar.
Ancak bu kadarını yazabildim
Filiz Akkaya
Filiz Akkaya
Seyr_i Âlem
Âlemi her seyreylediğimde, bu eşsiz güzelliğin sanatkarı karşısında saygı ve şükür ile eğilirim. Bir âlem ki tefekkür ettikçe yeni güzellik kapıları açılır. Âllah'ın vechini hayranlıkla her bir zerrede seyrederim...Filiz Akkaya
Mithat Filcioğlu
Mithat Filcioğlu
Gecenin örtüsü kaplar her yanı, başlar bir Leyl-i Sükûn,
Savrulur ömür sahifesi, savrulur her yana bir Gubârî.
Taçlanır zihindeki her düşünce, olur bir Efser-i Hayal,
Aranır dertli kalbe ansızın, can veren bir Nefes-i Şifa.
Ağaçların altında uzanır ömrün gölgesi, bir derin Zilâl,
Yaralı gönüller inler bu kuytu köşede, her daim Dil-hûn.
Gelip geçer insanlık, seyre dalar dünyayı, bu bir Seyr-i Âlem,
Ruhun derinliklerinde yankılanır geçmişin sesi, bir Redif-i Ruh.
Kalbin ritmiyle çarpar mısralar, dizilir bir Kafiye-i Kalp,
Sessizliğin sarayına çekilir diller, sığınır bir Kasr-ı Sükût.
İçten gelen bir sitem, gizli bir feryat yükselir, bir Hecve-i Derun,
Soyutlanmış mısralar dökülür kaleme tek tek, bir Mısra-yı Mücerret.
Mektuplarla kurulur köprüler, başlar mukaddes bir Terassül,
Dostla karşılıklı oturup dertleşilir ansızın, hoş bir Hasbihal.
Gönülden dökülen tatlı sözler ısıtır içimizi, bir İltifat-ı Gönül,
Anlaşılır o zaman her bir kelimenin, her bir hecenin Kıymet-i Harf'i.
Çöker insanın üstüne bir akşam vakti, o incecik hüzünlü Melal,
Aranır yalan dünyada sığınıp dertleşecek hakiki bir Yâren.
Gürültüden uzak, kendi kabuğunda yaşar insan, bir Sessiz-Seda,
Kalpten kalbe gizli yollar uzanır gizlice, kurulur bir Gönül-Bağı.
Ortak bir dilde buluşur ruhlar nihayet, doğar bir Kelam-ı Müşterek,
Hüzne aşık, kederle beslenen canlar uyanır, her biri Hüzün-perest.
İçten gelen o en samimi, o en derindeki feryattır Söz-i Derun,
Ve nihayet mühürlenir kutsal bir dizeyle ömür, kalır bir Mısra-ı Mukaddes
Zahid Esatın Kaleminden 🪶
Zahid Esatın Kaleminden 🪶
Dil-hûn;
benim için, uzun zamandır görmediğin eski bir evin kapısını açtığında burnuna çarpan o rutubet ve hatıra kokusu gibi.
Hani girmesen de olurdu ama bir anlık boşlukla içeri adım atarsın; tozlu raflar, artık çalışmayan bir saat, yarım kalmış bir kitap... Odanın tam ortasında durup o boşluğa baktığında, göğsünün orta yerine çöken o ağır, isimsiz sızı. Ne tam ağlayabiliyorsun ne de gülebiliyorsun; sadece o an orada olmanın, gidenlerin ya da yaşanmayanların ağırlığı altında eziliyorsun. Dil-hûn tam da o sızının insanın içine damla damla sızan o kanlı yalnızlığın adı...
Seçil Altınsoy
Seçil Altınsoy
Sen ömrümün en güzeli mevsimi
Eyy gönlümün yâren'i
Sana uyandı tüm sabahlarım
Kalbim, tek seni yâren bildi.
Zeki yavuz
Zeki yavuz
Melâl : Hüzün, keder
Gözlerindeki melâl, söyleyemediği bütün cümlelerden daha derindi

Dil- Hün : kan ağlayan gönül
Dil-hün geceler, sabahı geç getirir.
Zeki yavuz
Zeki yavuz
Melâl : Hüzün, keder
Gözlerindeki melâl, söyleyemediği bütün cümlelerden daha derindi

Dil- Hün : kan ağlayan gönül
Dil-hün geceler, sabahı geç getirir.
İlke Yüksel
İlke Yüksel
Hasbihal ve yaren denince aklıma iki karakter geliyor sadece şems-i Tebrizi ve Mevlana'nın dostluğu yarenliği ve büyük ayrılığı bir çok kelime yi içine sağdırıyor aslında dil- hün melâl gibi
Hamide Akbiyik
Hamide Akbiyik
Leyl-i Sükûn… Bazen gecenin içinde öyle derin bir sessizlik saklıdır ki, insanı yalnızca dinlendirmez; en derin uyanışlarına da vesile olur. O sükûtta dış dünyanın gürültüsü yavaşça silinir, insan kendi hakikatiyle baş başa kalır. Belki de en gerçek fark edişler ve en derin uyanışlar, gecenin bağrında saklı o sessizliğin içinde filizlenir.
Leylâ Çağman Eşen
Neden bu denli melal bakıyor gözlerin
Akan nedir içinde bir nehir ki hecve i derun
Yalnızlığın giriftar suları ki kaldı bir başına redif i ruh
Şiir Ceketli Adam
Şiir Ceketli Adam
Melal (İnce hüzün, can sıkıntısı, yorgunluk)
Melal, büyük trajedilerin değil, pazar ikindilerinin kelimesidir. Radyoda çalan sıradan bir şarkının bitişiyle, camdan dışarı bakarken omuzlara çöken o ince, renksiz ağırlık. Ağlatmaz, isyan da ettirmez; ama insanın yutkunmasını bir saniyeliğine zorlaştırır. Hayatın hiçbir yere yetişmediğini, hiçbir eksiğin tam anlamıyla kapanmayacağını fark etmenin o sessiz, bıkkın yorgunluğudur.

Cevabınızı Yazın

Giriş Yap Kayıt Ol