Yaşamak
Yaşam, bir tutam ışık güneşin saçlarından, değdikçe gözümüze, hissetmek onu.
Yaz akşamı sahilde yürümek, öpüşmek dalgalarla, büyüleyici olmak.
...
Soluksuz girdap, acı; korkunç gerçekliğiyle, yaşamak bu; bir döngü, döngüde bir örgü.
Sisli tapınakların suskunluğu, gizemi; yaşam, beyhude bir an, devri dönen birkaç çark.
...
Osiris’in gizemi, tutkulu bakışları, yaşamı körelten şeyler ve biz insanlar.
Müptelası olmanın zehrini içmek... Aşkın kadehiyle mest olmak, yaşam bu; bir deli an.
...
Balığı közlerken ay ışığında, bir olmak, yanına sarımsağı, acıyı koymak; aşk bu. İşler kalbin bağrına, anlatmaya koyulur sevgili; dudakları arzulu, gözleri buğulu…
...
Esintili tepede rüzgarı dinlemek, oh, gözlerini kapatmak, düşünmek; gök engin,
Sofrası açık bak, dal! İzlemeye koyulmak bulutları, sarraf ay ve yıldızları sevmek...
...
Yaşam, bilmek henüz yaratılmamış iken bir buz heykeli. Soyut kavramları yormak.
Susmak, yalnızca aşkı dinlemek. Yaşam bu: Anı sevmek, sevgiyi sevmek, tatmak...
...
Sevmek ölümü, hazzı, zıt olan her şeyi. Zıtlaşmak, inatlaşmak, inatçı iki sevgili gibi…
Yeryüzünü düzeltmek, yeniden çizmek. Yazmak yeni bir roman gibi hayatı, resimlemek yani.
...
Uçurumlardan bakmak mesela Akdeniz'in. Yeniden dürmek eski defterleri hırsla.
Gündüzü inşa etmek, geceyi çizmek, gülmek. Boyamak hicranla bir ressam gibi rengarenk.
...
Yutmak tutkuyu, hapı. Yaşamak hapı yutmak; karanlığın hapını. Zindanda kalmak, ölmek.
Solgun bir yaprak gibi düşmek korkmak, aldatmak. Ayrılmak, seyran etmek unutulana değin.
...
Ay kraliçesine sunmak gençliği, yâri. Dönmek heyulasına yeniden kar tanesinin, yârin.
Anmak unutulan her acıyı. Koparmak dalından bir portakalı. Doyurmak bir tavus kuşunu.
Kanatlarını seyre dalmak, her renginde bir başka kıyı… sancılı, güvercinli, hoş, safran rengi baharı…
...
Yaşam, karmaşanın içine atanı sevmek, daha da fenası tutunmak ona, berbat şeyleri yani.
Kuru yaprağı dalında tutana güvenmek.
Yaşamak kolay değil, bir kurda yem olmak, düşmek tuzaklarına, aşkın tuzağına.
...
Bir çocuğun sevgi görmemiş çaresizliğinin tuzağına düşmek, hapsolmak kaosa,
Hayran kalmak, tutulmak felakete… göz göze diz dize bakışmak, sevişmek saatlerce.
Gözyaşını öldürmek. Feci bir şey. Yaşamak bu; katilini sevmek.
...
Karlı bir kış gecesinde beyazlar içinde, beyaz bir kurdu görmesi küçük bir kızın;
Dolunay çağırıyor, vahşi sürüleri uluyorlar gecede, sarmışlar etrafını çocuğun,
kurtlarla göz göze şimdi koca bir evren.
...
Yaşamak insanın kendi kanından sürgün olması. Ölümün koynuna bırakılmak. Atılmak.
Kurtlara bırakmak bir çocuğu. Oysa kurdun bir çocuğu yemeyeceğini düşünememek.
Yaşamak bir yanılgı.
...
Yaşamak kurdun küçük bir çocuğu koruması. Asaleti. Asil hayvan yaşam.
Kaygıyı, korkuyu öldüren hayvan.
Yaşam asillerin soyundan gelmek. Geniş gönüllülük yani. Dağların koynunda saklanmak.
...
Küçük kızın beyaz kurdu unutmayışı. Sevişi, bir meleğin yıldızları sevişi. Semanın larcivetinde ışıl ışıl yıldızlar.
Sevgi en güzel sonsuz duygu, sonsuzca sevmek sevgiyi yaratanı, suçsuzları seveni sevmek.
...
Perilerin kanadında tüy, sevgiliden kalan huy yaşamak.
Arınmak, acı bir suyla yıkanmak, Cam kürenin içinde dönmesi iki sevgilinin.
Müzik eşliğinde aşkın sonsuzluğunda, kainatın akışında…
Yaşamak sonsuz döngüde olmak.
Aynı şeyleri yaşamak,
bir devri daim meselesidir yaşamak…
...
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.