SONSUZ YANKI
Yağmura, kışa aldanmayıp
Yürüyorum gönlümün dar sokaklarında.
Sabahın neşesine eşlik eden kırlangıçlara rağmen
Issız saatler ile donatılmış köşebaşlarında kalmışım.
Üşüyen yalnızlığıma bir çare yazarken
Bin sebep altında arıyorum seni.
Hangi yürek var bu yükü kaldıracak!
Hangi yağmur damlası o,
Yalın bir sarılıştan çalacak?
Aheste bir vuruş kulaklarımda...
Kurtuluşum olur mu şu nida?
Senli baharları sensiz kılan dokunuşlarım şahit.
Hangi yer, hangi gökyüzü, hangi sessiz şarkı
Bu çözülmez bulmacadan çekip alabilir gözyaşını?
Senden bir haber alabilmek uğruna kelimeler kifayetsiz.
Sen... En koşullu zamanım ve süresiz bekleyişim...
Ben ne yolunu bulamamış bir avare
Ne dikenli bir çayır ne şanına münhasır bir yıldız
Ne de bir çiçeğim yaprağını döken...
Toprağı ıslatan yağmurdan daha derin...
Yüreğimde tozu kalmış sensizlik...
Kaç vakit eskitir de yerini şu mevsime aldanmayıp dökülür?
Ben aheste bir geceye daldım.
Viranelerde kalmış soğuk bahçelerin hemen yanı başında
Titrek bir saniyenin nöbetçisiyim.
Son filiz yaprak verse dahi
Maviye bakan pencerem
Açmaya küsmüş kuru dallar kadar ıssız.
Selam verip geçen kuşlar kadar aceleci.
Hangi bakış aldanır da yer bulur gönül kıyılarımda?
Ben çoktan aheste bir yol almışken
Sevmeyi unutmaya şahit...
Elif Yıldırım
Yorumlar 1
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim..
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.