Satır Aralarına Sığınmak
Bir zamanlar şiiri severdim.
Ama her gün aynı kapının eşiğinde beklemez, kelimelerin ardında saklanan o derinliği aramazdım. Dizelerin taşıdığı hüznü, sessizliği ve insanın içine işleyen o ince sızıyı tam olarak tanımazdım.
İnsan büyüdükçe bazı yolları geride bırakıyor, bazı kapıları sonsuza dek kapatıyor. Tam da o anlarda, şiir gelip insanın omzuna dokunuyor.
Yıllar geçtikçe şiir, bir kitaptan çok daha fazlasına dönüşüyor; bazen bir dost, bazen bir sırdaş, bazen de insanın kendi içine tuttuğu bir ayna oluyor.
Şimdi dönüp bakınca, nice şairin neden sevgisini, özlemini, acısını ve ruhunu satırlara bıraktığını daha iyi anlıyorum.
Belki de eskiden hayatın gürültüsüne fazlasıyla yakındım. Bu yüzden kelimelerin arasındaki sessizliği duyamıyordum.
Oysa şiir, eşiğinden içeri adım attığında insanı değiştiren bir kapı.
Bir kez içine girince, hiçbir cümle eski anlamını taşımıyor.
Şiir;
acının sesi,
sevginin izi,
ruhun mührü,
kalbin titreyişi,
sessizliğin büyüsüdür.
Ve belki de şiir, sonsuzluğun içinden süzülen kelimelerin insana bıraktığı en zarif armağandır.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.