O GİZEMLİ SAHNE ( Perde 3)
O GİZEMLİ SAHNE (Perde 3)
Semranur Paçacı
(Bazı insanlar konuşmaz. Çünkü konuşmak, bazı şeyleri tekrar tekrar yaşamaktır.
Ahter Bey ise sanki yıllardır sadece bundan kaçıyordu.
Evet evet konuşmaktan kaçıyordu
belki de o yüzden 5 yıl boyunca kimse ondan haber alamamıştı.
Üçüncü görüşme başladığında odada bir değişiklik yoktu. Ama Ahter Bey’de vardı. Sanki bu kez biz onu değil… o bizi bekliyordu.)
— Geçen görüşmede “on dört yıl”dan bahsetmistiniz Ahter bey.
— Evet.
— Bu sayı sizin için ne ifade ediyor?
(Ahter Bey hemen cevap vermedi. Gözlerini masanın kenarına sabitledi. Sanki orada bir çizgi vardı.)
— Sayı değildir.
— Nedir?
— Eşik.
(Kalemimiz durdu.)
— Eşik derken?
— Herkesin geçtiği… ama kimsenin geri saymadığı yer.
(Sessizlik.)
— O eşikten önce ne vardı?
— Işık.
— Sonra?
(Ahter Bey başını hafifçe yana eğdi.)
— Sonra ışık kalmadı.
(Bu cümle ne dramatikti ne de
açıklayıcıydı. Sadece… eksikti.)
— O sahneye dönelim.
(Ahter Bey aniden irkilir gibi oldu. Sanki “sahne” kelimesi bile yetiyordu irkilmesine.)
— Hangi sahne?
— Bahsettiğiniz o gizemli sahne.
(Ahter Bey gözlerini kaldırdı.)
— O sahne… tek bir yer değil.
— Nedir peki?
— Bir şeyin olduğu yer.
— Ne?
— Olduğu şey.
(Bu cevap hiçbir yere bağlanmadı. Ama bir yere işaret ediyor gibiydi)
— Kaybolmadan bir gün önce orada mıydınız?
(Uzun bir sessizlik.)
— Oradaydım.
— O gizemli sahnede mi?
— Kenarında.
(“Kenarında” kelimesi ilk somut detaydı.)
— Ne görüyordunuz?
— Perdeyi.
— Başka?
— Perdenin açıldığını.
(Ahter Bey bir an durdu.)
— Ve kapanmadığını.
(O an ilk kez bir şey netleşecek gibi oldu… ama yine olmadı.)
— Nasıl yani Ahter bey açılan perde geri kapanmadı mı?
— O gün değil.
— Ne zaman kapandı?
(Ahter Bey bu soruya cevap vermedi. Sanki bu soru yanlış bir zamana aitti.)
— Ortalıktan kaybolduğunuz ilk zamanlarda bir oyun turneniz vardı. İnsanlar oyuna layık olmadığınız için kaçtığınızi daha sonra da eleştiriler yüzünden bunca yıl ortaya çıkmadığınızı söylüyor.
(Ahter Bey başını yavaşça salladı.)
— İnsanlar öyle diyor.
— Siz ne diyorsunuz?
— Ben demiyorum. O gün sadece bir şey düşmüştü turne o yüzden iptal oldu.
(Bu cümleyle birlikte kafalar iyice karıştı. Ama Ahter beyin kaybolduğu günle alakalı ilk ip ucumuzu bu cümleden yakalamıştık.
İnsanların tüm "kaçtı,sahneye layık değildi, eleştirilerden korktu" cümlelerini çürütüp, "o gün sadece bir şey düşmüştü turne o yüzden iptal oldu" cümlesi bizim gizemi çözmek için elimizdeki en büyük ipucuydu artık.)
— Bir şey düştü dediniz.
— Evet.
— Ne düştü?
(Ahter Bey gözlerini bir noktaya sabitledi. Sanki o nokta hâlâ düşmeye devam ediyordu.)
— Ağırlık.
(Sessizlik.)
— Ahter bey, Ağırlık mı?
— İnsanların göremediği şey.
(Bu cevap hiçbir şeyi açıklamadı ama her soruyu içimizde büyüttü.)
— O sahnede kaç kişi vardı?
(Ahter Bey ilk kez sayıya bakar gibi yaptı.)
— Bir kaç kişi.
— Tam sayı?
— Hiçlik
(Kalemimiz tekrar durdu. Çünkü bu da bir cevaptı ama bilgi değildi.)
— O sahnede sizden başka bir kaç kişi daha varmis söylediğinize göre Ahter bey, kim vardı o gün sizden başka o gizemli sahnede ?
( Ahter Bey’in yüzü değişti. Ama bu bir acı değil… bir tanıma haliydi.)
—O, Oradaydı.
— Kim, Nerede?
— Sahnenin içinde.
— Siz nerede?
— Sahnenin dışında.
(Bu basit karşıtlık birden ağırlaştı.)
— Birbirinizi gördünüz mü? Kim olduğunu anlayabildiniz mi ?
(Ahter Bey çok kısa bir an sustu. O gizemli sahnede ondan başka birileri vardı ve bence Ahter bey bunu biliyordu. Ya söylemek istemiyordu. Ya da söyleyemedigi bir şey olduğu için biz sorularımıza cevap bulamiyorduk.)
— Görmek… o gün kolay değildi.
— Neden?
— Işık farklıydı.
(Bu cevap yeni hiçbir şey anlatmadı. Ama eski her şeyi değiştirdi.)
— Işık nasıl farklıydı?
— Kırılmıştı.
(Sessizlik.)
— O gün saat kaçtı?
(Ahter Bey gözlerini kaçırdı. Ne zaman cevap vermek istemese gözlerini kaçırıyordu zaten.)
— Saat yoktu.
— Nasıl yani?
— O gün zaman çalışmadı.
(Bu cümle ilk kez sahneyi fiziksel bir yer olmaktan çıkarıp bir “an”a çevirdi.)
— Peki sonra?
— Sonra insanlar konuştu. Ortadan gitme sebebini eleştiri kaldiramama veya yeteneksizlik olarak gördü.
— Siz?
— Ben sustum.
(Uzun bir sessizlik.)
— Beş yıl sustunuz ?
— Evet.
— Neden?
(Ahter Bey ilk kez bu kadar yavaş cevap verdi.)
— Çünkü bazı sesler… bir kere senden çıkınca geri alınmaz. Susturulursun.
-Kim tarafından susturulursun?
-Hayat tarafından. Yaşadıkların keser sesini. Dayanamadıkların. Konuşacak halinin olmaması soldurur kelimelerini.
(Odaya ilk kez gerçekten bu kadar ağırlık çöktü. )
( Hayal ve Umut koşarak babalarının yanına geldiler )
— Hayal ve Umut hoş geldiniz
(Ahter Bey başını kaldırdi. Çocuklarına baktı ve gülümseyerek bize.)
— Onlar röportaj sorusu değil.
— Nedir?
— Kalan.
(Bu kelime de açıklanmadı. Kalanlar gidenler. Sustuklarimız ve konuşacak mecalimizin dahi olmaması Ahter Bey insanların söylediği üzere eleştirilerden veya turneden kaçmamıştı. Demek ki bir şeyler yaşanmıştı ve Ahter bey bu yüzden 5 yıl boyunca ortalıkta yoktu. Bu sefer o gizemli sahnenin gizemini çözmeye bir adım daha yaklaşmıştik)
Devamı bir dahaki perdede;)
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.