Sanat

O GİZEMLİ SAHNE

6 dk okuma 56 okunma
O GİZEMLİ SAHNE

O GİZEMLİ SAHNE

Semranur Paçacı

(Bazı insanlar vardır; bir gün sessizce kaybolurlar.

Ne bir veda bırakırlar ardlarında ne de bir açıklama.

Sadece susarlar.

Ahter Bey de onlardan biriydi.

Beş yıl önce eşini kaybettikten sonra hayatının kapılarını birer birer kapatmış, kendisini uzun bir sessizliğin ardına saklamıştı.

Bu beş yıl boyunca ne bir röportaj verdi ne de hakkında söylenenlere cevap verdi.

Sanki bir gün sahneden inmiş ve hayatının perdesini kendi elleriyle kapatmıştı.

Biz de bu sessizliğin ardında ne olduğunu merak ettik.

Aylar süren uğraşların ardından Ahter Bey bizimle konuşmayı kabul etti.

Fakat görüşme ilerledikçe anladık ki peşinde olduğumuz şey yalnızca bir röportaj değildi.

Her cevap yeni bir sorunun kapısını aralıyor, her kapının ardında yeni bir gölge beliriyordu.

Ve bütün yollar aynı yere çıkıyordu:

O sahneye...)

— Hoş geldiniz Ahter Bey.

— Hoş bulduk.

— Uzun yıllar sonra basının önüne çıkıp röportaj veriyorsunuz. Öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kabul etmeniz olağanüstü bir şey. Bunu neye borçluyuz?

(Ahter Bey sustu.

Bazı sessizlikler vardır; insanın kulağına değil, doğrudan kalbine çöker.

O an odada konuşan kimse yoktu ama geçmiş bütün ağırlığıyla aramızda oturuyordu.)

— Hayalime ve umuduma...

— Nasıl yani? Açar mısınız?

— Eşimin ölümünden sonra geçen o beş yıl boyunca gözlerim açıktı ama göremiyordum. İnsan bazen yalnızca görmek istediğini görürmüş. Bunu geç öğrendim. O sahnede, o gün yeniden doğmuş gibiydim. Hayatımı yeniden hayal ve umutla doldurdular.

— Kim onlar?

(Ahter Bey’in yüzünde uzun zamandır uğramamış bir tebessüm belirdi.)

— Kızım Hayal...

— Oğlum Umut...

(O an odanın havası değişti.

Bazen tek bir isim, yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralamaya yeter.

Hayal...

Umut...

Bu iki isim yalnızca çocuklarını değil, saklanmış bir hikâyeyi de işaret ediyor gibiydi.

Çünkü Ahter Bey’in çocukları olduğunu bilmiyorduk.

Daha doğrusu...

Kimse bilmiyordu.)

— Çocuklarınızın olduğunu bilmiyorduk. Eşinizle beraber çocuklarınızın da vefat ettiğini san....

(Ahter Bey gözlerini uzaklara çevirdi.

Sanki sorumuzun cevabı odanın içinde değil de yıllar önce bırakıldığı bir yerde saklıydı.

Bakışları geri dönmek istemediği bir hatıranın kapısında dolaşıyordu.)

— Ben de eşimle beraber kendimin de öldüğünü sanıyordum. Ta ki hayatımı hayalleriyle süsleyen Hayal’imin, hayallerimi umutlarıyla yeşerten Umut’umun varlığını anlayana dek...

— Burada olmanızı hayalinize ve umudunuza borçluyuz. Sizce onları keşfetmek için geç kalmadınız mı?

— Bu beş yıl boyunca üzerimde toprak, gözlerimde perde var gibiydi. Kimsenin o perdeyi aralamasına izin vermedim.

— Çocuklarınız perdenin ardındaki size nasıl ulaştı?

(Bu sorudan sonra Ahter Bey uzun süre konuşmadı.

Sanki yıllardır kilitli duran bir kapının koluna dokunmuş gibiydik.

Ve ilk kez o sahneden söz etmeye başladı.)

— Sahnelerimin olmadığı zaman ben hep perdenin arkasında oluyordum zaten. Perde açılıyor, sahnede bana yazılanları oynuyordum. Perde kapandığında ise yalnızca kendim olabiliyordum. Ne varsa perdenin arkasında vardı, yine öyle zannettim. Bu yüzden saklandım.

(Kısa bir sessizlik oldu.

Ahter Bey’in sesi geçmişe doğru yürüyordu.)

— Bu beş yıl boyunca doğum günlerim ölüm günüm gibi geçerdi. Onsuz ve yalnız...

Bu doğum günümde beni bir sahneye götürdü çocuklarım.

Ama bu kez ben sahnede değildim.

Seyirci koltuklarındaydım.

Onlar ise sahnede...

Hem de o gizemli sahnede.

O an ilk kez gözlerimin önündeki perdenin kalktığını hissettim.

İlk kez çocuklarımın gözlerinin içine bakıyordum.

Onlara bakarken sanki yıllardır kaybettiğim ışık geri dönmüştü.

Hayallerimin yıkıldığı, umudumun son bulduğu o sahnede...

Onlara yeniden kavuşmuştum.

 

(Saatlerdir etrafında dolaştığımız kelime yeniden karşımıza çıkmıştı.

O gizemli sahne...

Ahter Bey’in her cümlesinin ucunda duran, fakat bir türlü yaklaşamadığımız o gizemli sahne.)

— O sahne derken hangi sahneden bahsediyorsunuz?

(Ahter Bey başını eğdi.

Yüzüne çöken gölge, sorumuzdan çok daha eskiydi.)

— Ah o sahne...

 Yıllardır saklanmama kendimden bile kaçmama sebep olan o sahne...

— Ne ifade ediyor o sahne sizin için?

(Ahter Bey derin bir nefes aldı.)

— Yaşamaya rağmen ölmeyi.

 

(Not defterime bakmayı bıraktım.

Çünkü bazı cümleler yazılmak için değil, insanın içinde yankılanmak için söylenir.

Ve Ahter Bey’in sesi ilk kez bir cevap gibi değil, bir itiraf gibi gelmişti.)

— Anlamı nedir peki?

— O sahnenin anlamı; içinde kelebeklerin aşkla değil, çaresizlikle çırpınmasıdır. O sahne yelkovanla akrebin duruşudur. Zamanın akmamasıdır.

— Çok merak içindeyim. Bu duyguyu size hissettiren sahnenin adı nedir?

— Hüzün...

— Çok gizemli konuşuyorsunuz.

(Ahter Bey hafifçe gülümsedi.)

— Gizem mi? İşte benim için gizem demek o sahne.

— O sahneyle alakalı gizemi çözemeyeceğiz galiba. Verdiğiniz bilgiler çözümleme yapmak için yetersiz kalıyor.

— Gizemi çözmek mi?

(Ahter Bey gözlerini kaldırdı.)

— Ben de yaklaşık on dört sene uğraştım gizemi çözmek için.Onu çözmek için onunla yaşamak gerek.

(Sonra durdu.

Sanki devamını söylemek istemiyordu.

Ya da belki söylemeye hazır değildi.

 Bu günlük röportajimiz sona erdiğinde defterlerimiz cevaplardan çok sorularla doluydu.

Beş yıllık sessizliğin nedenini öğrenmeye gelmiştik.

Fakat şimdi önümüzde bambaşka bir merak duruyordu.

Hayal kimdi?

Umut kimdi?

Ve Ahter Bey’in her cümlesinde yankılanan o gizemli sahnede ne olmuştu?

Bilmiyorduk.

Bildiğimiz tek şey vardı:

Bu hikâye burada başlamıştı.

Ve bazı perdeler aralandığında ardında yalnızca gerçekler değil, yıllarca saklanmış sırlar da görünürdü.

 

Bu hafta yalnızca ilk perde aralandı.

Önümüzdeki haftalarda Ahter Bey’in geçmişine açılan yeni kapıları birlikte aralayacak, her bölümde onun yıllardır sakladığı gizeme biraz daha yaklaşacağız.

Çünkü bazı hikâyeler okunmaz.

Adım adım yaşanır.

Ve bazı gerçekler bulunmak için değil, insanı değiştirmek için vardır.

Bir sonraki perdede görüşmek üzere...:)

 

Paylas:

Yorumlar 3

5 / 5 (3 yorum)
Hacer Özkara

Tebrikler hocam çok güzel

Hamide Akbiyik
Hamide Akbiyik

Cok surukleyici hocam kaleminize saglik. Huzun ve yalnizlik… icinde umudu barindiriyorsa sonu hep huzur rayihalariyla karsiliyor insani … siirlerimde bunu esas almaya gayret ediyorum ben de. Devamini heyecanla bekliyoruz👏🏻👏🏻👏🏻

yusuf merter
yusuf merter

Kaleminize sağlık hocam. Heyecan ile okudum

Semranur Paçacı
Semranur Paçacı

Çok sağ olun hocam. Heyecanınizın diğer bölümlerde de devam etmesi umuduyla 🍀

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Semranur Paçacı

Semranur Paçacı

1 Yazı 56 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol