NUR-U AYNIM
NÛR-U AYNIM
Sen en güzel sanat harikası, sanatlardan öte güzeldin nûr-u aynım.
Ve muhakkak senin adın kadar yüzün de nurluydu, ey nûrum; âh nûr-u aynım.
Gönlümde yaktığın ateşler içerisinde rûhumu çıldırtırcasına sergilerdin güzelliğini ve ben perişan olurdum o güzelliğin karşısında.
Yarım bırakılmış bir düş gibiydin.
Ne görülmüş ne görülmemiş gibiydin.
Ve seni bir kez gördüm diye, her güzelde sana bakan tarafımı fark ettim nûr-u aynım.
Yokluğunda sana adanmış bir sevda yaşadım;
senin içtiğin çeşmeden su içtim, senin bastığın yerlere bastım, yürüdüğün yollarda yürüdüm,
yüzünün izini seyrettim gönlümde…
Yokluğunda böyle güzellikler yaşadım.
Ve ben, o sensizlik dünyasında senin kokunu bir kez olsun duyamadım nûr-u aynım.
Senin olmadığın yerlerde her şey aşktan uzaktı.
Bir zulmet denizinde yüzüyordu nurdan gemiler.
Nûrundan bir eser yoktu oralarda.
Senin adını duymuş, seni görmüş yoktu.
Varlığından habersizdi her şey.
Yalnız ben vardım ve yalnızdım.
Ben bunları da yaşadım nûr-u aynım.
Yokluğunu solukladığım mevsimlerde senin adını zikretme cesaretini edindim ve içinde sen olmayan her şeyi yitirdim.
Ve hiçbir zaman yanında olamadım.
Tutunamadım sana, tutamadım elini, dokunamadım o (...) tenine ve hayaline bile…
Ki ben ölürdüm o zaman nûr-u aynım!
Sen öyle sonsuzluk, sen öyle hasret, sen öyle uzak... Âh nurum, nûr-u aynım
Yorumlar 1
Çok teşekkür ederim.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.