LAL OLMUŞ IŞIK🌠
Kavuşma mı, tutulma mı?
Neyin sınavı bu?
Bozulan nesnelerle sınama beni,
sadece beni.
Rüyamda bir kapı sesi,
bir karabasan uyandırdı.
Düştüm suya bu kadar;
su anlar mı beni?
Bu saçma sapan gösteriş merakı ne?
Neyin popülerliği, dostum, bu?
Kim alkışlasın seni?
Bırak, evren alkışlasın seni.
Tanrım, acı çekiyorum.
Nasıl anlaşılmaz bir dünya bu?
Konuşsam depremler olur,
sussam kimse duymaz beni.
Ama ben asıl,
susarken duyulmak isterim.
Bana konuşmayı öğretin tekrar.
Çocuk süzmesi düşlerimden,
lal olmuş ışıklı dilimden;
anne, baba, ışık...
Sıcak sözcükler.
Ya kalbim...
Dilim kadar o da susmuş.
Nasıl bir yalnızlık bu?
Anlaşılamamanın yalnızlığı.
Kolay mı sanıyorsun?
Sustuklarım bağırıyor içimden,
içimde patlayan sözcükler.
Kalbimden süzülen ışıklar...
Patladı kalbimde:
Anlaşılamamanın yalnızlığı.
Kalemim de küsmüş bana,
o da bazen anlamaz beni.
Yazamam sessizliği,
yazamam düşleri.
Bu ara yazamam be abi.
“Beni dinleyin” demiyorum.
“Beni çözün” demiyorum.
Ama varlığımı duyun.
Var mı öyle bir yer, Barış Abi?
Yaşam denen uykudan uyanmış,
insanların yaşadığı,
anlaşıldığı,
duyulduğu...
Yorumlar 1
Çok teşekkür ederim Yusuf Hocam .🍀
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.