KIRIK PARÇA
Aynı gökyüzünü paylaşıyoruz hâlâ,
Sen orada huzurun koynunda,
Ben burada uykusuzluğun dibinde.
Sen gözlerini kapattığında dinleniyorsun,
Ben kapattığımda gidişini tekrar tekrar yaşıyorum.
Uyku mu?
Adını anmak bile yabancı artık.
Geceler benimle değil, ben gecelere mahkûmum sanki.
Her saat başı içimde bir şey kırılıyor,
Ve her kırık parça sana benziyor.
Kalabalıklar üstüme yürüyor artık,
insanlar… sesler… yüzler…
hepsi birer yük.
Kaçar oldum herkesten, her şeyden çünkü hiçbir yüz,
Senin eksikliğini unutturamıyor.
Güvenmek dedikleri şey,
Benim içimde gömülü bir hatıra şimdi.
Bir zamanlar inandım,
Bir zamanlar kalbimi açtım…
Ama sen öğrettin bana,
En güzel hislerin bile en derin yaraya dönüşebileceğini.
Ben güçlüydüm, evet...
Yıkılmaz sandığım duvarlarım vardı.
Ama sen…
Ne bir savaş açtın, ne de bir çaba gösterdin.
Sadece güldün…
Ve ben yenildim.
Bir gülüşe bu kadar düşülür mü?
Düşülüyormuş.
Bir çift tatlı sözle insan kendini bu kadar kaybeder mi?
Kaybediyormuş.
Ve o gamzen…
Yanagındaki o masum çukur benim mezarım oldu.
Sen fark etmeden beni oraya gömdün,
Üstüne de suskunluğunu attın.
Sonra gittin.
Ne bir açıklama, ne bir kırıntı bıraktın geriye.
Sadece yokluğunu bıraktın!
Ve o yokluk her şeyden daha ağır.
Şimdi ben,
Kendi içimde eksik bir cümle gibiyim.
Devamı yok, anlamı yarım.
Ve en acısı ne biliyor musun?
Hâlâ aynı havayı soluyor olmak…
Ama sana bir nefes kadar bile yakın olamamak.
Yorumlar 2
Teşekkürler 🙏
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.