Kendi Rengi Kendi Sessizliği
Kendi Rengi, Kendi Sessizliği
Gel bahtımın kar beyazı,
Kışın en mahrem yerinden,
Hiç dokunulmamış bir dağ yamacından kopup gel.
Ne bir başkasının şiirine sığındım bugün,
Ne kalemi zorlayıp kafiye aradım;
Sadece içimden, dışımdan,
Ve hiç bilmediğim bir yerimden geçip gel.
Hani derler ya; "kış gelir, her yer susar."
İşte benim içim de tam öyle,
Bir şubat sabahı gibi kristal,
Bir dağ silsilesi gibi uçsuz.
Yollar kapandı, izler silindi,
Dünya kendi gürültüsünden çekildi artık.
Şimdi sadece senin,
O arınmış beyazlığın hüküm sürüyor ruhumda.
Biliyorum,
Kar beyazı, örtendir her şeyi.
Geçmişin tozunu, kelimelerin tortusunu,
Omuzlarımdaki günün yorgunluğunu...
Gel ki, bastığın her yer huzurla dolsun,
Gel ki, zamanın akışı o beyazlıkta dursun.
Ne bir güneşin yakıcılığı olsun gelişinde,
Ne bir fırtınanın hoyratlığı;
Sadece,
Kendi sessizliğinde çoğalan bir müjde gibi gel.
Zihnimin kıyısındaki o bitmeyen martı sustu,
Deniz Zonguldak kıyısında bile başka türlü çalkalanıyor bugün.
Öyle bir beyazsın ki,
Başka hiçbir renge ihtiyacım yok.
Ne griyi özlüyorum, ne laciverti...
Sadece, senin o en saf, en dokunulmamış halini.
Adını koymuyorum,
Adı konulan her şey kirlenir, eksilir, biter.
Sen, içimdeki o derin boşluğun,
O hiç tükenmeyen bekleyişin,
Kar beyazı örtüsü ol.
Kendi renginle, kendi ağırlığınla,
Ve hiçbir yapaylığa bulaşmadan...
Öylece dur,
Öylece kal,
Öylece var ol.
Yorumlar 1
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.