Kaygı Sınavı
SINAVA KİM GİRİYOR?
Bir çocuk sınava hazırlanıyor. Masada test kitapları, kalemler ve denemeler var. Ama görünmeyen misafirler de var; anne babanın korkuları, beklentileri ve yarım kalmış hikâyeleri…
Gerçekten hiç düşündük mü? Çocuk sınava mı hazırlanıyor, yoksa bizim tamamlayamadığımız hayallerimizi tamamlamaya mı? Belki bizim kazanamadığımız okulu kazanacak, belki olamadığımız kişi olacak, belki yıllardır içimizde taşıdığımız yetersizlik duygusunu başarıyla örtecek.
Farkında olmadan çocuğun omzuna kendi yüklerimizi bırakıyoruz. Sonra da buna sevgi diyoruz. Oysa sevgi yük bırakmaz, yük alır.
Çocuk doğduğu gün kimse ona kaç net yapacağını sormadı. Hangi okulu kazanacağını merak ederek sevmedi onu. Bir gülüşü yetiyordu, bir nefesi yetiyordu, varlığı yetiyordu.
Sonra büyüdü ve sevgiyi başarıyla karıştırmaya başladık. Notlarla, sıralamalarla, kıyaslamalarla…
Çocuk artık bazen sınavdan korkmuyor. Sevgiyi kaybetmekten korkuyor. Beklentileri karşılayamamaktan korkuyor. Hayal kırıklığı olmaktan korkuyor. Ve biz buna sınav kaygısı diyoruz.
Belki de kaygı sınavdan gelmiyor. Belki kaygı, çocuğun değerini bir sonuca bağlayan görünmez yüklerden geliyor.
Çünkü bir çocuk gerçekten şunu hissederse; “Kazanırsam da değerliyim, kazanamazsam da değerliyim. Başarırsam da sevileceğim, başaramazsam da sevileceğim.” işte o zaman yük hafiflemeye başlar.
Belki de ebeveynliğin en zor tarafı çocuğu hayata hazırlamak değil, onu kendi korkularımızdan koruyabilmektir.
Ve bugün kendimize şu soruyu soralım:
Sınava gerçekten çocuk mu giriyor, yoksa yıllardır nesilden nesile taşınan korkular mı?
Yorumlar 1
Çocuklar her daim değerli, sınav sistemindeki derin yanlışlar kaygıyı da beraberinde getiriyor, gözden kaçan ise çocuğun çabası, korkusu ve yavaş yavaş yıkılan hayalleri...
Haklısınız
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.