Hasret Güvesi
HASRET GÜVESİ
Bir hasret şiiri yazmak için
kapıyı, pencereyi dünyaya kapattım.
Kimseler görmesin ruhumu,
kimseler duymasın
göğüs kafesimde hapsolmuş
o hasret güvelerinin aç gıcırtısını.
Oturduğum sandalye,
kolumu, kalemimi taşıyan masa;
masanın üzerindeki o beyaz boşluk
şimdi Yusuf 'un dipsiz kuyusu
gibi beni içine çekiyor.
Kalemin ucu kâğıda değdikçe
sandalyeden bir ahşap feryadı yükseliyor;
"Sus," diyorum, "konuşma..."
Sanki o da eğiliyor yükünün altında,
ne de olsa o da taşıyor
bu hasretin boyun büken ağırlığını.
Şahitsiniz;
harfleri yan yana getiremeyişime,
mürekkebin kâğıtta bir leke gibi değil,
bir yara gibi sızarak dağılışına.
Göğüs kafesimde atan o canın
Karadeniz dalgaları gibi her vuruşunda
kalbimin duvarlarına
adının harflerinin bir yara gibi büyüdüğüne
Şahitsiniz.
Her nereye gitsem gölgem gibi benimle.
Atsan atılmaz satsan satılmaz bir meraret.
Bu hırçın dalgalar,
zamanın göz göz odalarında demlenince
duvarlara çarpıp dönen yankılar
harflere dönüşüyor birer birer.
Ve sonra bir harf düşüyor içimden,
bir harf, bir harf daha
masadaki ak kâğıda.
Güveler harflerimi, ruhumu tamamen kemirmeden
dökmeliyim diyorum kalemimin ucundan
hasretliğin bütün dillerdeki sızısını.
Şimdi bu odada;
bir kalem, bir masa,
bir de zamanın göz göz odalarında
can çekişen hasret güveleri
Hepimiz,
senin yokluğunda hasretin bir güve gibi
içimi kemirmesine
sessizce şahitlik ediyoruz.
Ola ki bir gün yan yana gelebilirsek,
zamanı kandırıp hayal çıkmazında;
içimdeki güve sürüsü kelebeklere dönüşüp
tenine konar mı?
Yorumlar 4
harika bir eser canım kalemine yüreğine sağlık
Muhteşem olmuş kalemine yüreğine sağlık ✨🌹
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.