Harflerin Kırıldığı Çağ
Harflerin Kırıldığı Çağ
Hangi rafın tozunda saklı kaldı o derin bakış?
Satırların arasına sızan bu derin sessizlik, bir sona mı yakalayış?
Ekranın mavi ışığı, ruhun rengini mi solduruyor?
Yoksa cehalet, koca bir çağın boşluğunu mu dolduruyor?
Neden herkes bir hükmün peşinde, hakikati kim arar?
Bir kitabın kokusundan kaçan zihin, kendine nasıl duvar örer?
Okumadan bilenlerin, görmeden yargılayanların o sığ dünyasında,
Akıl, bir gölge gibi kaybolmuyor mu kendi gölgesinin ortasında?
Bu devasa bilgi çağında, neden bu kadar yoksuluz?
Bir satırın derinliğinde boğulmaktan mı korkuyoruz, yoksa çok mu susuzuz?
Herkesin konuştuğu ama kimsenin duymadığı o kör gürültüde,
Vicdan, hangi yalanın altında gizleniyor, kim bilir hangi türküde?
Bir cümleyi düğüm sanıp çözmekten neden imtina ederiz?
Sığ suların sıcaklığına aldanıp, derin denizlerden neden gideriz?
Cehaletin eline teslim edilen bu keskin yargı kılıcı,
Aslında en çok, onu savuranın kalbini yakmıyor mu, sızlatmıyor mu içini?
Bu çağın aynasına baksan, kimi göreceksin o camın ardında?
Kendi sığlığını mı, yoksa okunmamış kitapların tozunu mu sırtında?
Yarın bu gürültü sustuğunda, dünya sessizliğe döndüğünde,
Geride ne kalacak, o kof kibirlerin sönüp bittiğinde...
Yorumlar 2
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.