Hangi renge sigindin…
Bazen bir yüzey olmadığını fark ediyorum. Dokunduğum şeyler düz değil; her temas bir içe çökme yaratıyor. Bir adım attığımı sanırken, aslında bir boşluğa yer açıyorum. Bir yerden sızıyor her şey, adını koyamadığım bir yarıktan. Ne açtım ben onu, ne de kapatmak gibi bir niyetim var artık; çünkü kapandığında öğrenme duruyor. Dönüyorum, aynı noktaya değil aynı hissin başka bir kıvrımına. Her dönüş biraz daha dar, biraz daha sessiz. Zaman ilerlemiyor; üst üste biniyor. Kaybolmak sandığım şey, meğer yönsüzlük değilmiş; bir süreliğine kendimi askıya almakmış. Ağırlığım yokken daha derine inebiliyorum. Derinlik dediğim şey karanlık değil; fazlalıkların bittiği yer. Orada renk yok, çünkü renk dikkat ister. Ben dikkat çekmek istemiyorum; ben kalmak istiyorum, bakılmadan da var olabilen bir yerde. Bazen bir iz bırakıyorum, bazen iz benden önce siliniyor. Hangisi olduğunun önemi yok. Önemli olan şu; hâlâ içeri doğru bir hareket var. Sonu olan şeyler güven veriyor, biliyorum. Ama ben güvene değil, devama yakınım. Bitmeyen bir şeyin içinde durmak, en dürüst hâlim…
yaziYORUM✍🏻
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.