Gerek...
Bir yara var içimde.
Nereden geldi, kime ait, nasıl oluştu bilmiyorum.
Kimi gün unutuyorum onu;
hayatın telaşı beni alıp götürürken.
Başka bir gün nefesimde düğümleniyor,
yutkunurken boğazımda kalıyor.
Bazen ensemde hissediyorum,
bazen omuzlarımda.
Bazen atamadığım bir adım oluyor,
bazen sustuğum bir cümle.
Ne zaman, nerede karşıma çıkacağı belli değil.
Ama hep benimle.
“Seni istemiyorum.” diyemiyorum.
“Seni seviyorum.” da diyemiyorum.
Çünkü ne olduğunu bilemiyorum.
Yalnızca içimde bir hicran bıraktığında anımsıyorum onu.
Bazen içimde mevsimler değişiyor;
sükûnet,
canlanma,
parlama
ve savruluş.
İçimden gelen ses
ne bir feryat,
ne de haykırış.
Yorulan bir ruhun ağırlığıyla
bilmeyen bir zihnin karmaşası
aynı yerde buluşuyor.
Savrulmak artık yordu beni.
Kıyıdayım…
Düşlediğim ufku seyrediyorum.
Kılavuz değil belki,
İçimdeki yolu hatırlamak…
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.