Bu Ülkede Okur Olmak Suç Mu?
Bu Ülkede Okur Olmak Suç Mu?
Gündemi bir süredir meşgul eden, adının geçmesine bile tahammül edemeyenlerin olduğu bir genç var: Atakan. Pek çoğumuz onu çocuk yaşlarda tanıdık. Felsefeye merak salmış, yüzlerce kitap okuduğunu söyleyen, yaşıtlarının çok ötesinde kavramlarla ilgilenen bir çocuktu.
Fakat ne yaptık?
Onu anlamaya çalışmak yerine sorguya çektik.
"Bu yaşta o kitaplar okunur mu?" "O kadar kitabı okuması mümkün değil." "Gündem olmak için yapıyor."
Dedik de dedik...
Bir çocuğun bilgiye olan açlığını takdir etmek yerine onu linç etmeyi tercih ettik.
Yıllar geçti.
O çocuk büyüdü.
Bugün çıkıp hâlâ felsefeyle uğraştığını, yeni diller öğrendiğini, okumaya ve düşünmeye devam ettiğini anlatıyor. Kendi çapında yayınlar yapıyor, fikirlerini paylaşıyor.
Peki değişen ne?
Hiçbir şey.
Hâlâ ilk günkü gibi alay ediliyor.
Kimi görünüşüyle dalga geçiyor, kimi konuşma tarzıyla...
İnsan üzülüyor.
Çünkü bu ülkenin bir evladı; okuduğu, düşündüğü ve sorguladığı için hedef tahtasına konuluyor.
Öte yandan milyonlarca izlenen, hiçbir fikrî karşılığı olmayan içerikler üretiliyor. Kısadan köşe dönme hayalleri, anlamsız gösteriler ve geçici şöhretler alkışlanıyor.
Bu ülkede herkese yer var gibi görünüyor.
Ama nedense okuyanlara, sorgulayanlara, sanatla uğraşanlara ve kitapların peşinden gidenlere pek yer yok.
Beni en çok yaralayan ise bir cümlesi oldu:
"Kitap alacak param yetişmediği için birçok kitabı PDF olarak okuyorum. Soruyorlar Türkiye'de baskısı yok diyorum param yok alamadım diyemiyorum."
İşte orada durup düşündüm.
Bir ülke, okumaya bu kadar istekli gençlerini destekleyemiyorsa neyi destekliyor?
Belki gerçek bir filozof yetişiyor. Belki geleceğin büyük bir düşünürü sessizce kaybolup gidiyor. Belki de nice Atakanlar, toplumun acımasızlığı yüzünden içine kapanıyor.
Sonra dönüp şikâyet ediyoruz.
"Neden gençler okumuyor?" "Neden sanat gelişmiyor?" "Neden düşünce üretilemiyor?"
Peki biz ne yapıyoruz?
Yıkmak kolay.
Asıl mesele kazanmak.
Bir insanı alkışlamak yerine küçümsemeyi neden tercih ediyoruz?
Küfür edenlerin "altın çocuk" ilan edildiği, okuyanların ise teneke muamelesi gördüğü bir düzende; daha kaç genci düşünmekten vazgeçirip fenomen olmaya zorlayacağız?
Ben bu düzeni kabul etmiyorum.
Etmeyeceğim.
Çünkü biliyorum ki bir yerlerde anlaşılmayı bekleyen Atakanlar var.
Ben de Boyalı Kelimeler'in kurucusu olarak kitaba, sanata ve düşünceye gönül veren insanların yanında olmaya devam edeceğim.
Ne diyordu büyük şair?
"Bitmedi sürüyor o kavga ve sürecek, Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek."
Ben büyük ustaların ayak izlerini takip etmeye devam edeceğim.
Ve yine kalemimle haykırıyorum:
Düş peşime...
İnsanların zifiri karanlık düşüncelerini birlikte rengârenk boyayalım.
Çok sevdiğim zaman zaman paylaştığım şiirimle noktalamak istiyorum.
Bu ülke İnsanı,
Can yeleğinin kıymetini,
Yangın tüpünün önemini,
Depremin ne kadar yıkıcı olduğunu (!)
Suyun ne kadar boğucu olduğunu,
İnsanın ne kadar çıkarcı bir varlık olduğunu!
Ahlakın tüm her şeyden önce gelmesi gerektiğini!
Ancak ve ancak kriz anında hatırlar:
Balık da değiliz oysa ki.
Bu ülke insanı,
herkes bilgin
herkes sanatsever !
Ülkede şairler, ressamlar , yazarlar perişan
Ülkenin balını kaymağını yiyenler
‘’hav hav hav’’ ;)
Şair Erdem YILMAZ
Yorumlar 13
Toplumsal çürümenin ve yozlaşmanın önüne geçebilecek yegane güç, okuyan, sorgulayan zihinler ve insan ruhunu iyileştiren sanattır. Kitaplara sığınan, okuyan düşünen bireyler karanlığı aydınlatan birer meşaledir. Gencimize aydınlık yarınlar diliyorum. Sizin de bütün sözlerinize katılıyorum. Sanatın ve edebiyatın iyileştirici gücü eksik olmasın.
Kaleminize sağlık her kelimesi o kadar doğru ki. Bu düzenin değişeceğini umut etmek istiyorum.
Aslında emperyalizmin kaçınılmaz sonuçlarını okadar net karşılığı ki bu sürekli bir sınırsız tüketim algısı ve kontrolsüz güç ggöstertergesi..malesef sakince yaşayıp ölmek varken bu savaşın içinde kalakaliyoruz..Şu zaman dilimini okadar güzel özetlemişsinki çok degerli Erdem Yılmaz kalemine yüreğine sağlık 👏👏💫✨️
Erdem Bey, kaleminize ve o güzel yüreğinize sağlık. Toplumun kanayan yarası olan samimiyetsizliği, sanata ve düşünceye verilen değerin azalmasını harika bir eleştiri yazısıyla ortaya koymuşsunuz. Kendi dizelerinizle harmanladığınız bu duruş, bir sanatçının topluma karşı hissettiği o asil sorumluluğu çok net gösteriyor.Anlaşılmayı bekleyen tüm Atakanlar adına ses olsun, kaleminiz ,ilhamınız daim olsun 🙏✨️👏
Gerçekten çok güzel bir konuyu ele almışsın yoldaşım,insanlar hiç empati yapmıyor,en ufak şeylerde bile yadırgamıyor,bi şeyler üretincede ukalalıkla yaftalanıyor,bırakılım üsten bakmayı,okuyalım, okuyalım,anlayalım ve anlatalım,günümüzdeki yozlaşmaya bir dur diyelim,yazan eller yazsın,çizen eller çizsin,sanatçı sanatçıyı desteklesin,elbette karanlıklar aydınlığa çevrilir o zaman, yüreğine sağlık, çok güzeldi eleştirin,kalemin daim olsun.
Değerli hocam emeginize sağlık hemen şöyle bir yazım ile yorumlamak istiyorum; Okumak, sadece sayfaları çevirmek değil, o sayfaların ağırlığını omuzlarında taşımaktır. Eğer okuduklarınız sizi rahatsız etmiyorsa, henüz hiçbir şey anlamamışsınız demektir. Gerçek bir okur, konfor alanının yıkılmasından korkmaz; aksine, inşa ettiği o sahte huzurun yerle bir edilmesini bekler. Evet, bu ülkede okur olmak; bir bedel ödemeyi göze almaktır. "Neden bu kadar çok sorguluyorsun okuyorsun ?" sorusuna maruz kalmaktır. Ama unutmayın: Sessiz kalmaktansa, kendi sesiyle yargılanmayı tercih edenler, bu ülkenin zifiri karanlığındaki tek ışık kaynağıdır. Kaleminizi kırmalarına izin vermeyin. Çünkü yazılan her satır, kurulan her özgün cümle, bu toprakların düşünce iklimini değiştirecek bir tohumdur. Okumaya, yazmaya ve en önemlisi; her şeye rağmen görmeye devam edin.
Öncelikle kaleminize sağlık. Yazınızı başarılı buldum. Lütfen yazmaya devam edin. 😊 Metinde bahsedilen isimden tamamen bağımsız olarak yorum yapmak isterim. Bilginin ve sanatın hak ettiği değeri bulamamasına, buna karşılık niteliksiz üretimin hızla popülerleşmesine dair tespitleriniz çok doğru. Ancak bu durum sadece ülkemiz değil günümüz dünyasının genel bir portresi... Nezaketin yerini kabalığın aldığı, duyguların o zarif dengesini kaybedip alelade ortalığa saçıldığı ve ne yazık ki bunun alkış topladığı bir dönemden geçiyoruz. Şarkıların bile o eski ruhunu ve derinliğini kaybettiği bir dönemde olmamıza rağmen umudum var. Çünkü daha düne kadar böyle bir platformda olacağımı da hayal edemezdim... Yollarımızın kesişebilmesi, o umudun en güzel kanıtı...
Kaleme aldığınız konu toplumsal problemimiz, okumamak ve okuyana yakıştırmalar,yapıştırmalar yapmak maalesef😔bu problemleri ne zaman aşarız, aşabilecekmiyiz kocaman bir soru işareti?? Böylesi bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederiz 🙏
Bizler nasıl böyle bir toplum olduk ,nasıl da insanları yargılama hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Oysa insan baktığı kişide kendisini görür, biz buna aynalama diyoruz. Ve Mevlana"nın şu sözünü söylemek istiyorum Baktığın benim ,gördüğün sensin .🙏 Kaleminize sağlık.🙏🙏
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.