BİR TOPLUMDA KADININ YERİ
Bir Toplumun da Kadının Yeri
Bir toplumun medeniyet seviyesi, gökdelenlerinin yüksekliğiyle, yollarının genişliğiyle yahut ekonomik verileriyle ölçülmez. Bunun aksine, bir toplumun gerçek aynası, kadına verdiği değer ve ona sunduğu yaşam hakkıdır. Zira Kadın sıradan bir varlık olmanın ötesinde, hayatın başlangıcı, İlk ninnisi, ilk öğretmeni, ve ilk merhamettir. İnsanlığın hafızasını taşıyan, kültürü kuşaktan kuşağa aktaran görünmez bir köprüdür. Buna rağmen yüzyıllardır dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de kadın, hak ettiği değeri görmek yerine şiddetin, ayrımcılığın ve baskının gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün gazetelerin üçüncü sayfalarına düşen her kadın cinayeti haberi, yalnızca bir kişinin ölümü değil, her biri, insanlığın vicdanına saplanan yeni bir hançerdir. Zira öldürülen yalnızca bir kadın değil; bir annenin duası, bir çocuğun geleceği, bir ailenin umudu ve toplumun ortak vicdanıdır. Ne acıdır ki bazı erkekler sevgiyi sahip olmak, korumayı hükmetmek, aşkı ise tahakküm kurmak sanmaktadır. Oysa sevgi, özgürlüğü yok eden değil; özgürlüğü büyüten bir duygudur. Bir kadının yaşam hakkını elinden alan hiçbir gerekçe, hiçbir öfke, hiçbir bahaneyle açıklanamaz. Cinayetin bahanesi olmaz; cinayet yalnızca karanlığın kendisidir. Kadın cinayetleri münferit olaylar olmanın aksine, yıllarca görmezden gelinen yanlış anlayışların, çarpık değer yargılarının ve sessizlik kültürünün sonucudur. Şiddete sessiz kalan her dil, onu biraz daha büyütür. Görmezden gelen her göz, yeni acılara kapı aralar. Bu nedenle mesele yalnızca hukuk meselesi değildir. Elbette yasalar caydırıcı olmalı, suçlular hak ettikleri cezaları almalıdır. Ancak asıl mücadele evlerde, okullarda ve zihinlerde verilmelidir. Erkek çocuklarına üstünlük değil eşitlik, güç değil saygı, hükmetmek değil birlikte yaşam ilkesi öğretilmelidir. Unutulmamalıdır ki kadınların korkarak yaşadığı bir ülkede hiç kimse gerçekten özgür değildir. Bir kadının gece eve dönerken duyduğu endişe, aslında toplumun tamamının güvenlik sorunudur. Bir annenin kız çocuğu için taşıdığı korku, hepimizin ortak sorumluluğudur. Kadınların öldürülmediği, susturulmadığı, aşağılanmadığı bir dünya yalnızca kadınların değil, insanlığın ortak hayalidir. Çünkü kadınların yaşam hakkını koruyamayan toplumlar, kendi geleceğini de koruyamaz. Bence artık sorulması gereken soru şudur: Daha kaç kadın hayattan koparıldığında vicdanlarımız gerçekten uyanacak? Belki de cevap çok uzakta değildir. Çünkü değişim, bir kadının sesini kısmak yerine onu dinlediğimiz gün başlayacaktır. Ve o gün geldiğinde, sadece kadınlar değil, insanlık da biraz daha nefes alacaktır.
DEVRAN SÜRGÜT
Yorumlar 5
Kaleminize yüreğinize sağlık. Kesinlikle zihinlerde reform yapılmalı,mücadele edilmeli.👏👏👏
Kaleminiz daim olsun hocam bir kadın olarak, yüreğim burçularak okudum. Hayırlı sabahlar
Teşekkür ediyorum sağ olun👏
Çok sağ olun, teşekkür ediyorum 👏
Muhteşem bir yazı dökülmüş kaleminizden.Bir aydına, ait olduğu topluma böyle ses olmak yakışır👏🏻👏🏻👏🏻
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.