Bir Ömürlük Emek Bir Ömürlük Sessizlik
✅Bir Ömürlük Emek, Bir Ömürlük Sessizlik..
Bazı insanlar vardır, konuşmazlar ama konuşurlar…
Bir sandalyeye ilişir, dizlerinin dibine oturursunuz; ellerini tutarsınız, elleri çatlamış, yüzü çizgilerle dolu… Ama bir sıcaklık vardır o ellerde, bir sükûnet, bir yaşam bilgeliği…
Her çizgi, yaşanmış bir hikâyenin izi gibidir. Bir sevdanın, bir savaşın, bir sabrın, bir terk edilişin, bir kavuşmanın…
Geçenlerde yaşlı bir teyzemizin yanına oturdum. Sessizdi önce, biraz ürkek… Ama gözleri öyle çok şey söylüyordu ki…
Biraz zaman geçince başladı anlatmaya.
Ekmek sırasını, yokluğu, savaşın gölgesinde büyüttüğü çocuklarını, toprağı, komşuluğu…
“Çocuklukta bayramlık ayakkabı beklerdik sabaha kadar uyuyamazdık,” dedi.
“Şimdi bayramda kimse gelmiyor, ama biz yine de kapının önünü süpürürüz,” dedi.
Gülümsedi… Gözlerinden yaş süzüldü.
Ben sustum. O anlattı. Biz dinledik.
Zaman değişmişti ama duygular aynıydı.
Onların sustuğu yerden biz başlamalıydık konuşmaya.
Çünkü her söz bir öğüt, her öğüt bir emanet gibiydi.
Bu yüzden, belki de en kıymetli sohbetler büyüklerimizin dizinin dibinde başlıyor.
Vefanın en sade, en gösterişsiz ama en derin hali tam da orada yaşanıyor.
Bugün modern hayatın hızında birçok şeyi kaçırıyoruz. Ama en çok da büyüklerimizi…
Bize geçmişimizi, köklerimizi anlatan o güzel insanları.
Kimi huzurevlerinde yalnız, kimi şehirlerin kalabalığında kaybolmuş…
Ama her biri hâlâ anlatacak çok şeye sahip.
Yeter ki yanlarına oturmayı, onları dinlemeyi bilelim.
Vefa; sadece hatırlamak değil, hatırlandığını hissettirmektir.
Bir ses olmak, bir el tutmak, bir yüz gülümsetmektir.
Vefa, yaşarken kıymet bilmektir.
Ve bazen, bir ömürlük emeğe sadece bir saatlik sohbetle teşekkür edebilmektir.
Unutmayalım: Her yaşlı bir zamanlar bizdik.
Bir gün biz de onlar olacağız
ERKAN SEZGİN
GAZETECİ YAZAR
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.