Akşamların Çilesi
Akşamlar uzasıya uzuyordu,
Bir servinin en huysuza nam salmış kökünden
çıkan ince bir ip gibi…
Düşüyordu dalgaları deviren bakışların
ardı sıra, hatırıma.
Bu şarkıyı söylememeliyim artık.
Çıkmamalı dudaklarımdan
bu kayıp şehrin türküsü.
Söylememeliyim hoyrat denize
uzak yelkenlerin fısıltısını.
Artık anlatmamalıyım
bin figana korku salan bakışlarının resmini.
Susmalıyım
en kör gelgitlerinde,
derin ufuklarında akşamın.
Biriktirmeliyim susmalarımı,
gecelerden kurduğum düşlerimde
bir tuğla namına.
Birikmeli o sözsüz heyecanlarım,
sönmeli avucunda ipini eriten
bir mum gibi sevdalarım.
Yakmalı seni de
o umutsuz gecelerde gördüğüm rüyaların çilesi.
O zaman anla:
Hoyrat kalbinin,
hırçın bir ateşten kalan son bir kül gibi
kimleri savurduğunu
O çaresiz acılar,
heybetinin hüküm sürdüğü
kayıp tenhalara.
Ama bilirim yine,
sözüm geçmez, anlasan da,
gururdan ördüğün
o duvarlarına.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.